İkinci kitap olan Güneş Tutulması ilk kitaba göre daha çok romantik içeriğe sahip ve ben buna bayıldım. Mahalle sakinlerinin durulmayan günlük maceralarını okurken bir yandan Fatih ve Nil arasındaki gerilimli ilişkiyi okuyoruz. Daha çok Fatih'in Nil'i ikna etmek için verdiği çabaları okuyoruz desek daha doğru bir ifade olur. Olay akışı çok iyiydi, insan kendini kaptırıyor.
İlk kitapta olduğu gibi bu kitapta da toplumsal mesajlar, feminizm, kültür, ataerkil yapı ve de bol bol Bursa anlatılmıştı. Kitabı bu yüzden çok ama çok daha fazla sevdim. Sıradan bir kitaptan çok daha fazlası. Sadece iki kişi arasında engellerin de barındığı bir ilişki okumuyoruz, kitabın anlatmak istediği önemli dertleri var ve bunu hikaye içine öyle güzel yedirmiş ki yazar çok keyif alıyorsunuz.
Yazının geri kalanında okumayanlar için bir takım spoiler'lar olabilir.
İlk kitabın sonunda yaşananlardan sonra Fatih'e hissettiğim o gıcıklık, sevememe hali, duyduğum o öfke ikinci kitapta birazcık yatıştı ancak tamamen yok olmadı ve olacak gibi de değil. O nedenle Kürşat'ın gerçekleri öğrendikten sonra aralarında şiddetle başlayan ve sürmeye devam eden çekişmeleri okudukça keyfimi katladı. Şiddetin her türlüsüne karşı olmakla beraber Fatih'in Kürşat tarafından dağıtılmış yüzü az biraz hoşuma gitti ne yalan söyleyeyim.
İlk okuduğumda çok daha şaşırmıştım Kürşat'ın şüphelerinin başlangıcına ancak bu kez bunu bilerek kitabı baştan okumak çok daha farklıydı. Tam olmasa da yer yer hissediliyor Kürşat'ın azıcık şüphe ettiği. En çok eğlendiğim yerlerden bir tanesi Kürşat'ın peltek bir şekilde Fatih'le atışmasıydı. Kitabı okurken çokça heyecanlandım, bolca güldüm.
Bence özellikle gençlerin okuyabileceği harika bir kitap.