Kitap her ne kadar ilk wattpad'de yazılmaya başlanmış olsa da kesinlikle ön yargılarınızı kıracak bir kitap. Ben liseli bir ergenken okumaya başladığım ama hikayenin devam etme ve kitaplaşma sürecini de işin içine kattığımızda üniversiteyi bitirmiş, çalışmaya başlamış bir yetişkin olduğumda, yani uzun bir aradan sonra kitap şeklinde elime alarak okudum. Olay örgüsü ve genel hatlarıyla wattpad'de yazıldığı gibi olsa da betimlemelerden tutun da toplumsal mesajlara kadar bir sürü ekleme yapılmış ve bu haliyle tadından yenmez bir hale gelmiş. Kitabı çok hızlı bir şekilde işten vakit kaldıkça okuyup bitirdim. Bolca güldüm, bazen sinirlendim, bazen hayran kaldım...
İçimi sıcacık yapan bir mahalle hikayesi olmasını sağlayan en büyük unsur şüphesiz karakterlerin gerçekçiliği ve içimizden birileri olması kesinlikle. Hikayenin ana konusuna gelirsek, arka kapak yazısı ve de ilk bölümden anlaşılacağı gibi iki yakın arkadaş olan Fatih ve Kürşat karşı binalarda yaşayan, yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen, birbirlerini kardeş bilen iki komşu çocuğu. Aileleri de bir o kadar yakın, öyle ki Kürşat'ın kardeşleri Nil ve Berk aynı zaman da Fatih'in de kardeş bildiği kişiler. Ancak Fatih kendini bir dolunay gecesi, çok acayip bir şekilde Nil'i istemeye gelen ve de mahallede tehdit etmeye kalkan Taylan'ı karakolluk olacak derecede döverken bulduğunda işler değişir. 20 yıldır en yakın arkadaşı, dostu Kürşat'ın kardeşi olan ve de kendisinin de kardeşi olarak gördüğü Nil bir anda gözüne farklı gelmeye başlar. Bu yüzden birinci kitabı kapsayan kısımda Fatih'in duygularını keşfetmeye, anlamlandırmaya ve de anladıktan sonra toplumsal normlar ve kaygılar eşliğinde kendisiyle girdiği savaşa, en son yaşadıklarına dayanamayıp patlamasına tanıklık ediyoruz.
Yazar hikayeyi bir tepki ortaya koyarak