“Kitapsız ve kütüphanesiz Müslüman ve Türk evi olmaz. Bağıra bağıra söylemek istiyorum: Kitapsız ve kütüphanesiz bir ev, mağara karanlığından farksızdır. Ha mağara karanlığı, ha kütüphanesiz bir ev! İsterse o evin bütün mobilyaları İngiltere’den, Fransa’dan, İsviçre’den gelmiş olsun; halıları İran’dan ipek halılar olarak gelmiş olsun… Eğer o evde kitap yoksa, kütüphane yoksa, o evin benim kanaatime göre mağara karanlığından hiçbir farkı yoktur. Ve o evde yetişen çocuklar zavallı çocuklardır; hayatta başarılı olamazlar, birtakım sıkıntılarla baş başa kalırlar. Niçin? Çünkü kitaptan ve okumaktan koptukları için.”
(Yavuz Bülent Bâkiler, 2014).