Kitabın adı "Biraz Sert" ama öyle düşündüğüm gibi sert konular, sert bir üslup göremedim ben. Daha çok genel bir eleştiri tazında. Büyük oranda da yazarın kendi sektörüne yönelik eleştirileri gibi. Kendi sektöründen kastım da sinema dünyası büyük oranda. Ama kitap boyunca bir üstten bakan tavır var sanki. Belki de seslendirmeden ötürü bana öyle gelmiştir. Çünkü söyleşisini dinlediğim yazar hiç de öyle biri gibi değildi. Aksine mütevazı görünüyordu. Belki de biraz sert derken kastettiği budur. Bilemedim. Yazarın iki kitabını da söyleşisini beğendiğim için dinledim. Önce kitaplarına başlasaydım ikisini değil de belki sadece bitirmiş olmak için başladığım kitabını dinlerdim, diğeri kalırdı, belki ikisi de kalırdı. Bu kitapta da geçiyor muydu emin değilim ama yazarın bana kattığı en önemli bakış açısı şu cümlesiyle oldu: "Anne babalık, ilk günden son güne çocuklarını doyurabilme hikâyesidir." Çok derin anlamı var benim için. Sadece bu anlamda ufkumu genişlettiği için bile iyi ki dinlemişim, diyebilirim. Ne yazık ki fazlası değil. Sinema sektörüne ilginiz varsa sizin için daha ilgi çekici olabilir tabii ki. Sonuçta yazarın asıl alanı sinema. Hâliyle aktarımları da daha çok sinemadan hayata gibi. Yine de insanlığa dair de düşündürücü sözleri var. Zaten meselelerin tümü insanlık ve insan olmak üzerine dönüyor. Ama yazarın insanlığa bakış açısıyla benimki pek de benzer değil. Bu açıdan da farklı bir bakış açısı kazandırması kıymetli, diyerek bitireyim.