Ferruh AKAY

Ferruh AKAY
@F_akay

Ferruh AKAY

, bir kitap okudu
Puan vermedi·403 syf.·
57 günde okudu
·
2021 15. kitabı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Ferruh AKAY

, 2021 okuma hedefini ekledi.
Ortalama bir cevap oldu hedeflerime sayılar ile sınır koymak hiç mantıklı gelmiyor
2021 OKUMA HEDEFİ
15/50 kitap - %30 tamamlandı
15 kitap okudu
50 kitap
6,4bin sayfa
0 inceleme
0 alıntı
Ad Koymak - Lakap - Soyadı Hepimiz Dede Korkut'un "Boğaç Han" hikâyesinden, Eski Türklerde çocuklara adlarının bir beceri gösterdikten sonra konulduğunu biliriz. Ad koymanın tarihi bize inanç yüklü bir dünyadan seküler bir dünyaya geçiş sürecini göstermektedir. Bir insanın veya eşyanın adı onun özüne ilişkin bir nitelik olarak görüldüğünden, konulacak adla o adi taşıyacak" kişinin uyum göstermesi gerekir. Birçok klanda ölen kişinin ruhuyla doğan çocuğun ruhu şad olsun manasında bağlantı kurulduğundan, doğan çocuğun akrabalık derecesi ve doğum zamanına göre konulabilecek ad listesi oldukça daralmakta, bazen bütünüyle bilinir olmaktadır. Erkek çocuklara büyükbabanın adının konulması Anadolu'da oldukça yaygın bir gelenektir. Bazen konulan adda yanlış yapıldığında çocuk hastalanmakta, adı taşıyamamakta ve ağır gelen ad değiştirilmedikçe iyileşmemektedir. Ad, kişinin niteliğine ilişkin bir bilgi içerdiğinden, olası düşmanlarca bilinmesi sakıncalı durumlar yaratabilir. Çünkü birine büyü yapabilmenin kapılarından biri adını bilmektir. Hamaset edebiyatında, filmlerde duyulan "Yiğidim, adını bağışlar mısın?" sorusu, kabaca ünsalma, taninıp tanınmama konusu değil, kendi hakkında önemli bir bilginin yabancı biri tarafindan öğrenilmek istenmesinin hoş karşılanmayabilmesinden kaynaklanmaktadır. Dursun, Durmuş, Satı, Satılmış, Hediye, Omür, Yaşar gibi adlar çocuk ölümlerine karşı tedbir olarak konulan adlardır. Bebekleri ölen aileler, bu adları tercih ederek, ad büyüsü yapmaktadırlar. "Satmak" kökünden türetilen adlarda, bebeğe musallat olan kötü ruhları, bebegin o aileye ait olmadiğına, başkasına satildığına inandırarak kandırma hilesi yatmaktadır. Bazı yörelerde bebek, "satıldıği" yeni anasının eteklerinin altından geçirilip yakasından çıkartılarak satma işlemi, gerçekte doğurma
Tarih
Buzdolabı
Dün akşam ısiya dayanıklı camın (Borcam) tarihinden biraz bahsetmiştim bu akşam da o kap kacakta pişen sarmaları, dolmalari, tatlıları (sanırım karnım acıktı) yiyeceklerimizin uzun ömürlü olmasında büyük emekleri olan mutfakların demirbaşı sayılan Buzdolabı'ndan bahsetmek istiyorum teşbih de hata olmaz derler ya hani zaman zaman soğuk, cool, kendi halinde veya ilgisiz insanlara yapılan bir yakıştırma olsa da zaman zaman arkadaşlar arasındaki samimiyet göstergesi olarak dilimize girmiştir bkz. "Mehmet'le çok samimiyiz bize geldiğinde buzdolabindan içeceğini kendi alır" Konuyu dağıtmadan sadede geleyim 🙂 Yiyeceklerin uzun süre saklanabilmesi için kullanılan soğutma sistemlerinin tarihi çok eskilere gider. Ev yapılacak yerin saptanması için çeşitli yerlere et asılarak çürüme sürelerinin gözlemlenmesi, sonradan oluşacak bir mahalleye adı verilen eski Ankara valilerinden Abidin Paşa’nın da uyguladığı çok eski bir yöntemdir. Evlerdeki kilerin havalandırma tekniği, avlulardaki kuyular, evler ve ticarethanelere dağdan getirilen veya yeraltı mahzenlerinde biriktirilen kar ve buzun satılması çeşitli yöntemlerdendir. İstanbul’da Katırcı ve Zulmet dağlarından getirilen kar ve buz Kâr hane-i Amire tarafından Eyüp'teki karlıklarda samanla örtülerek saklanır ve hanedan mensuplarına, devlet adamlarına, tekke ve sebillere tahsisatlarına göre buz verilirdi. 1879 ve 1889 tarihlerinde, Osmanlı İmparatorluğu’nda bugünkü Danıştay'a karşılık gelen Şura-yı Devlet, devlete ait arazide kar kuyuları işletenlerden alınan vergiler hakkındaki başvuruları karara bağlamıştı. 1903'te de İstanbul Belediyesi ile "İngiltere tebaasından Corc Arturbikr" arasında imzalanan mukavelename ile soğuk hava mahzenleri inşa ve işletme imtiyazı verilmiş, Bomonti Kardeşler Feriköy'de buz fabrikası kurarak