Her acı çekene hayatın devam ettiğini hatırlatmalarından nefret ediyorum.
O anlarda hayat devam etmiyor aslında. Sen durduğun anda hayatta duruyor. Ama sen yitirmeye devam ediyorsun.
Hepimiz güvenceyi biriktirdiklerimizde ararken, o ansızın gelişinin biriktirmeyi nasıl gülünç bir duruma soktuğunu anlatıyordu hal lisanıyla. Ölüm bu biriktirdiklerini beklemez diyordu kanaatkar bir edayla.
Biz toprağı eşelemeye devam ediyorduk.
Yarın endişesinin bir ur gibi beynimizi işgal ettiği bir zamanda hiçbir güvencesi olmayan bir sokak adamı yarına ait kaygılarını bugünden düşünmüyordu. Biz yerleri kazan köpekler gibi biriktirirken o yarını bekliyordu rızkı için. Hiçbir güvencesi olmayan dedim de Allah o kadar mı uzak duruyordu bu şehirden? Ya ben Allah’ı nerede kaybettim? Kendimden utanıyorum.
Kente sahip olduğu her şeyini kat, bedenini, yüreğini, yaşantı, kalbini benim diyebileceğim ne varsa kente kat. Kent seninle beslenecek. Senden eksildikçe kent fazlalaşacak. İnsanlardan aldıklarıyla büyüyecek. Üst üste yaşamlar, üst üste gelecek tahayyülleri besleyecek kenti. Kentin varlığı, başkalarının yokluğuyla büyüyecek. Tek tek bütün ruhlar, büyük bir ruhun boyunduruğuna girecek.