"...Kalktılar. Sarılmadan, tokalaşmadan vedalaştılar. Bir daha da görüşmeyeceklerdi; çünkü iki tarafın da böyle bir talebi yoktu. Onu doğuran kadına karşı duyguları köreldi; böyle insanlar da varmış, dedi, belki haklıdır, dedi, belki duygusuzdur, dedi.. O gün, annesinin yanından ayrıldığında uzun uzun yürüdü. Aracını bıraktığı yere döndü. Kontağa basıp yola çıktı. En sağ seride geçti. İçlenmişti, hıçkırdı; hayatında ilk kez, son olacağına inanarak bağıra bağıra ağladı. Ruhunda cümleler savrulurken ince bir çocuk kırgınlığına indirdi duygularını..."