Akıcı diliyle bize bizim kültürümüzü anlatan bir romanla geldim; hikâyenin geçtiği köyde, o yörede yaşayan insanların arasında dolanarak… Okurunu, yarattığı ortama sezdirmeden çekiveren Sevgili Rabia Burhan’ın, Bir Gecelik Gelin Çiçeği adlı romanı bana bu satırları yazdıran. Büyük kentlerin gönül yorgunluğu verdiği zamanlarda bir kaçma güdüsüyle dolup taşarız ya, işte isteyip de köyle, doğayla kucaklaşamayanlar için bir esinti getiriyor roman, elinizden tutuyor, ruhunuzu götürüyor oralara. Aynı zamanda büyülü şiirlerin şairi olan yazar, kolayca yüreğinden yakalıyor okurunu.
Yakınlarda ikinci baskısını yapan romandan söz edeyim sizlere…
Ne çok anlam çağrıştırıyor Bir Gecelik Gelin Çiçeği; ömrü kısacık olan şeyler, mutlu anlar, bir ömre sığdırılamamış, ufalanıp giden duygular… Rabia Burhan, şiirsel kalemiyle kız çocuğu, genç kız ya da kadınların; her evrede, kentte, köyde yaşadıkları gerçeklerle yüzleşmemizi sağlıyor.
Bahar, halasının hayatını yitirdiği köye son görev için gidiyor. Evin her yanını kuşatmış anılar, halasına duyduğu sevgi ve bir köşedeki saksısında kimi kadınların hüzünlü yazgısını yansıtırcasına yılda bir kez açan, bir gün içinde de solup giden Bir Gecelik Gelin Çiçeği, Bahar’ı anıların içine çekiveriyor. O andan itibaren Bahar’ın çocukluğunu, yaz tatilinde halasını ziyarete gittiği zamanlarda onunla yaşadığı sıcacık ilişkiyi görüyoruz. Öyle bir kadın resmi var ki romanda, o halanın varlığı ruhunuzu ısıtıyor, keşke, dedirtiyor, keşke her kız çocuğunun böyle bir halası olsa… Yurtdışında çalışan eşi nedeniyle köy yerinde bir başına, ama yaşamından sızlanmayan dimdik bir kadın o hala; sevecen, herkese sevgiyle yaklaşan, yardımını esirgemeyen, sırdaş, arkadaş…
Yazar, çocuklukla yetişkinlik arasındaki Bahar’ın ağzından köy yaşamını akıcı bir dille