Zaman tek bir kelime, ama tek bir şekilde yaşanmıyor işte." Zaman " başka, " vakit "başka, "an" başka, " dem" başka, " dehr" başka. Halbuki biz unutuyoruz bu ayrımları. Zamana odaklanmaktan "an" ı yaşamaya fırsat bulamıyoruz ki. Hayatımız ya geleceği planlamakla geçiyor ya geçmişi hatırlamakla. En az yaşadığımız hakikatler, " şu an " ın hakikatidir aslında. Bir kapısı geçmişe, bir kapısı geleceğe açılan " an " ın ismi ise " dem" .
Sevmek ..
Nedır ki bu. Bir süre anlamak için çırpınıp sevgi zannederek tutmaya çalıştığımız umutlar mı.? Bir gün arkamıza bile bakmadan dönüp gitmek için zamanında kanayan ayaklarımıza aldırmadan ısrarla yürümeye çalıştığımız çetrefilli yollar mı.? Kelime olarak bakınca tek bir kelime ama sığdığı tüm o cümlelere bakınca kendinden başka her şeyi anlamsız kılan o tek mısra. Oysa ki böyle mı olmalıydı.??? Girdiği tüm cümleleri anlamlı kılan , varlığını sağlamlaştıran, barındığı tüm kalpleri dolduran olmalıydı. Tükenen bir anlam değil türeten bir varlık olmalıydı... Tüketen değil üretenleri olmalıydık. Şimdi sonuç ne peki.! Önce zannettik ;sonra peşinden koştuk ve olmadı diyip dönüp gittik. Tek kelimeydi oysa ama biz binlercesini yanına kattık . En anlaşılan en anlamalıyken en karmaşığı yaptık; en uzun en anlamsızı yaptık. Oysa ki dilimizi değil kalplerimizi doldurmalıydı. Bize yeni bizler katmalıydı var olan bizi yok etmek yerine. Kısacası önce tükettik sonra da tükendik işte.. (f.k)