Fahriye

Yalnızca biz, var olamayacak bir anlamın peşinden koşmaya mahküm edilmişiz. Bu idraki günün birinde kabullenebilir miyim bilmiyorum. Kana işlemiş ezeli bir büyüklük kompleksini bir kenara bırakmak zordur. Hayvanlara acıyorum, insanlara da acıyorum, çünkü kendine sorulmadan bu yaşamın içine fırlatılıyorlar. Belki insanlar daha da acınacak durumdadır, çünkü olayların doğal akışına karşı koyabilecek kadar akla sahipler. Bu onları kötü, çaresiz ve pek az sevecen yapmış. Hem de başka biçimde yaşamak mümkünken. Sevgiden başka mantıklı düzenleme yok. Sevgi, sevene ve sevilene yaşamı daha katlanılır kılıyor. Ama bunun tek olasılığımız, daha iyi bir yaşam için tek umudumuz olduğunu zamanında fark etmemiz gerekirdi. Ardı arkası gelmeyen bir ölüler ordusuna karşılık insanın tek olanağı ebediyen elden kaçırılmış durumda. Sürekli bu geliyor aklıma. Niçin yanlış yolu seçmiş olduğumuzu anlayamıyorum. Yalnızca artık geç olduğunu biliyorum.
Reklam
Ben dünyasını kaybetmiş ve yeni bir dünya bulma yolunda olan sıradan bir insanım yalnızca. Bu yol acılarla dolu ve bitmesine daha çok var.
Bütün insanlar benim türümden olsaydı, hiçbir zaman bir duvar olmazdı… Ama diğerlerinin niçin hep çoğunlukta olduklarını anlıyorum. Sevmek ve başka bir varlık için çaba harcamak çok yorucu bir iş ve öldürmekten ve yok etmekten çok daha zor.
Daha bugün, bir zamanlar olduğum o insan değilim. Hangi yöne doğru gittiğimi nereden bileyim? Belki kendimden artık bunu fark etmeyeceğim kadar uzaklaşmışımdır.
İnsan bazen, kendine de, başkalarına da acımak nedir bilmeyen kimselere de acıyor.
Reklam