Hatice Erdoğan

Hatice Erdoğan
@Faleya
Üniversite
Konya
30 Ekim
34 okur puanı
Ocak 2017 tarihinde katıldı
Kitap okumanın da zararları var elbet. Bittiği zaman hayata geri dönüyor ve mecburen yaşamaya devam ediyorsun.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ömer Hayyam
Celladına aşık olmuşsa bir millet, ister ezan ister çan dinlet. itiraz etmiyorsa sürü gibi illet, müstehaktır ona her türlü zillet.
Paragraf Kitabımdan
Bir gün insan " virgül"ü kaybetti, o zaman uzun cümlelerden korkak oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Bir gün insan ünlem işaretini kaybetti, alçak bir sesle ve ses tonunu değiştirmeden konuşmaya başladı. Bir gün insan"soru işaretini" kaybetti ve soru sormaz oldu; artık elindekiyle yetiniyor ve daha fazlasını, daha farklı olanı merak etmiyordu. Bir gün insan "iki nokta". İşaretini kaybetti ve davranış nedenlerini başkalarına açıklamaktan vazgeçti. Bir gün insanın elinde yalnız "tırnak" işareti kalmıştı; artık kendine özgü tek cümlesi yoktu, başkalarının düşüncelerini tekrarlıyordu.
Kadın hamile. Bebek erkekmiş. Aile mutlu, çok mutlu. Bebek doğdu, pipisini amcalara gösterdi.… Amcalarda bayram sevinci. Dünyanın en gerekli organını gördüler çünkü. Bebek terledi, çırılçıplak soydular, evde, misafirlikte, mahallede böyle gezdi. Bu hakka sahipti çünkü pipisi vardı. Bebek biraz büyüdü. Sünnet olacak. Davullar, zurnalar, hediyeler… Çocuk düşündü: “Sanırım bu çok önemli bir organ..” Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı. Üç beş güzel kız var gittikleri yerde, annesi babası dedi ki: “Hangisini alayım oğlum sana?” Çocuk düşündü: “Sanırım karşı tarafa sormaksızın seçme hakkım var.” Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı. Çocuk acıktı, sofrasını varsa kız kardeşleri ve annesi hazırladı. Yemek bitince topladılar. Çocuk düşündü: “Sanırım kızlar/kadınlar bana hizmet etmekle yükümlü.” Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı. Kalabalık bir yemek daveti, herkes masaya sığamayacak. Erkekler ve yaşlılar masaya oturdu. Çocuğu da masaya oturtturdular. Annesi ve varsa ablaları yerde oturuyordu. Çocuk düşündü: “Sanırım önemli olan erkeklerin konforu.” Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı. Servis yapılacak, önce erkeklere yemek verildi, erkekler yardım etmedi. Çocuk düşündü: “Sanırım öncelikli olan erkeklerin karnının doyması.” Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı. Çocuğun kız arkadaşı oldu. Bütün sülale duydu. Herkesin ağzı kulaklarında. Densiz bir amca: “Neler yapacan bahim gızlaraa” dedi. Çocuğun anne ve babası:
Halil Cibran
Adam fısıldadı: ”Tanrım konuş benimle.” Ve bir kuş cıvıldadı ağaçta. Ama adam duymadı. Sonra adam bağırdı: ”Tanrım konuş benimle.” Ve gökyüzünde bir şimşek çaktı. Ama adam dinlemedi onu. Adam etrafına bakındı ve, ”Tanrım seni görmeme izin ver” dedi. Ve bir yıldız parladı gökyüzünde. Ama adam farkına varmadı. Ve yüksek sesle haykırdı: ”Tanrım bana bir mucize göster.” Ve bir bebek doğdu bir yerlerde. Ama adam bunu bilemedi. Sonra çaresizlik içinde sızlandı: ”Dokun bana tanrım ve burada olduğunu anlamamı sağla, ne olur!” Bir kelebek kondu adamın omzuna. Ve adam kelebeği, elinin tersiyle uzaklaştırdı…