Kendine özgü bir dünya görüşü geliştiren nevrotik kişi, olayları diğer insanlar gibi değerlendiremezler. Görüşmerini uymayan olayları görmezden gelir ya da olayların yalnız kendi görüşmerine uyan kısmını algılar. Bu nedenle kendi davranışlarını gerçeğe uymayan bir bizimde tanımlar. Örneğin saldırganca bir davranış geliştirdiği kişinin kendisine gösterdiği karşıt tepkiyi, ortada hiç bir neden yokken kendisine yöneltilen daşmanca bir davranış olarak görür ve başkalarına aktarırken kendisini haksızlığa uğramış biri olarak anlatır.
Geleneksellikten çağdaş aile yapısına geçiş, ekonomik koşulların zorlanması ve bu tür değişiklikler daha önce gerçekleştirmiş toplumlara ilişkin örneklerin kitle iletişim araçlarıyla sürekli aktarılması sonucu, gereğinden hızlı bir biçimde gerçekleştirilmeyezorlanmaktadır. Bu değişiklikler, örneğin babanın çocukların sorumluluğuna doğrudan katılması gibi bazı olumlu sonuçlarıda birlikte getirmektedir, ama bu tür değişiklik bazen annelerin halen tedirgin edebilmektedir. Çünkü yeni dengeler kolay kurulamaz. Günümüzün genç çiftlerinde babalar da çocuğun bakımıyla ilgilenmekte ve eşlerine yardımcı olmaktadır. Üstelik bu konuda da oldukça başarılılar. Ancak böyle bir durum bazen annenin güvensizliğe kapılmasına ve çocuğa yabancılaşmasına neden olabilmektedir.
Kimi kadın kadınlığına ilişkin güvensizliğini başka bir biçimde ödünlemeye ve erkekleri baştan çıkararak gücünü kanıtlamaya çalışabilir. Bu, çapkın baba modelini benimsemiş ya da annelerinden çok bunalmış kadınlarda daha sık görülür. Bu tür davranışlar erkeklere karşı bir zafer kazanma öğesini taşıdığı gibi, ulaşılamamış baba sevgisini arayan küçük kız davranışlarında içerebilir. Erkekleri baştan çıkarma eğilimi, erkeklere yönelik bir öfkenin yanısıra, sürekli bir ilişki içerisinde zedelenme korkusundan da kaynaklanabilir.
Bazı kişiler diğerlerinin sorunlarıyla özellikle ilgilenirler; kimin derdi olsa, nerede bir acı yaşansa orada beliriverirler. Normal insanın yardımseverliğinden farklı olan bu tür tutumlarda üstü kapalı bir sadistlik öğesi bulunur ve kişi diğer insanları zor durumda ya da acı çekerken görmekten dalayı dolaylı bir doyum sağlar. Bazen bu mekanizma bir başka biçimde işler ve kişi bilincinde olmaksızın diğer insanları zor durumda bırakacak bir ortam sağlar ve onların bocalamasını görmekten sinsice bir haz duyar. Özellikle 2. Dünya savaşından sonra açık saldırganlığı konu alan filmlerin yanı sıra, deprem, yangın, kaza vb içerikli filmlerin çok sayıda izleyici bulabilmesi ve bu tür filmlerin sayısının giderek artması da oldukça anlamlıdır.