Farah hany

Farah hany
@Faroha
Öğrenci
Türk Dili ve edebiyatı
Mısır
Kahire
9 okur puanı
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
Uzun yolda, can vermiş yapraklar arasında, Yürüdüm boşluğa, soludum tozları, Nefes nefese yürümeye devam ettim, Yolun sonunda uçurum beklediğini Yolun sonunda ölüm durduğunu Yolun sonunda melankoli refik, acı dost Olduğunu biliyorum, fakat yine yürümekten vazgeçmek gelmiyor benden... Kırmızı güller siyaha, bayram mezarlığa dönüştü bu yolda... Şimdi sıla uzak, denizaşırı Şimdi kavuşma göçmen, yabancı topraklarda Şimdi ahbap ecnebi, hayal âleminde...
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bu cihana şair oldum, kelimelerimi aldı Kranfillere dost oldum, birden soldu... Yeşil ağaçlara mest oldum, güz geldi... Sarhoş oldum bestekarlara, ağıt yaktılar.. Barındırmadı ruhumu Cihan... Kafesimden çıkmaya yeltendim, Fakat kafamda hapis oldum, Düsüncelerime oldum bir esir... Umutlarıma oldum bir vatan, Fakat hain bildi beni umutlar... Barındırmadı ruhumu Cihan... Cürmüm büyük, günahım sert... Kime anlatayım bu dert, Esirgeme kaderim olduğunu kime anlatayım... Af dileyim, niyaz isterim, Ayaklarıma kapanayım, yalvarırım, Fakat kim bağışlar bu günahkâr köle... Barındırmadı ruhumu Cihan...
Kalemi aldım, çıktım ufka... Asi bir göç, sert bir sıla vurdu ruhumu Ne mesafe ne hasreti, tahammül eder bu gönül... Gittiğim ilk durakta, özlemi yazdım, Bozuldu kelimelerim... Koştuğum ikinci durakta, yalnızlığı yazdım, Dağıldı harflerim... Sığındığım son durakta, pişmanlığı yazdım, tükendi mürekkebim ... Ne mesafe ne hasreti, tahammül eder bu gönül.. Bilmem nerelere gittiğimi, Attım nefsimi yollara, Bilmem kim onu bulduğunu, Bu yitik ruhumu... Göçmenin kelepçeleri sardı elimizi, Hicranın zincirleri hapsetti ruhumuzu, Ne mesafe ne hasreti, tahammül eder bu gönül..
Yağmur müziğini çalar... Herkes uğruna dans eder... Islak ıslak yüzleriyle, gökyüzüne tebessüm eder... Yağmur müziğini çalar... Umutsuz orman ortasında, kırmızı çiçekler açar... Bereketli, ılık suyuna iptila gösterirler... Yağmur müziğini çalar Gözyaşlarıma gözyaşlarını katar... Günahlarımı temizler, masumiyetime kavuşturur... Ne müptela nefsim, ne zihirli kalbim, Bu yağmurun saflığına değer... Yağmur ağıtını yıkar... Yıpranmış vücudumla harmanlanır... Kimi neşe kimi ağıt, istikrarsız bu yağmur... Yağmur ağıtını yıkar... İsyan edip fırtınalar açar... Kimi sâkin kimi asi, sevdam gibi bu yağmur...