Farah hany

Farah hany
@Faroha
Öğrenci
Türk Dili ve edebiyatı
Mısır
Kahire
9 okur puanı
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
İçimdeki deniz taşmak üzere... Mavi dalgaları artık kara, güneşe de küstü... Suları artık köhne, şifası yok olümcüdür... İçimdeki deniz taşmak üzere... Bulutlarının gözyaşlarında bir yadigar ararım, Fırtınasının gazapında bir kaçış dilerim, Semasındaki şimşeklerde hasret çekerim... İçimdeki deniz taşmak üzere... Ne kadar zalim hükmü... Ne kadar sert öfkesi.... Ne kadar soğuk suları... İçimdeki deniz taşmak üzere.... Ne olurdu bir gemi bulsam, Ne olurdu yağmurundan kaçsam, Ne güzel olurdu ruhumu bağışlasa, Belki bu taşma biraz sakinlik bulurdu...
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
AY IŞIĞI KOKULU ELLERİN Ne olur bırak ellerini avuçlarımda Ta güneş doğasıya kadar öylece kalsın Baştan başa ılık ve sonsuz bir gece kalsın Sevgiyle okşadığın dağınık saçlarımda Ne olur bırak ellerini avuçlarımda Ay ışığında daha tatlı, daha güzelsin Siyah saçların her zamankinden daha parlak Dudakların ateşli, gözbebeklerin ıslak Bu halinle en iyi hatırama bedelsin Ay ışığında daha tatlı, daha güzelsin Bir okyanus var bu gece siyah gözlerinde Derin ve nihayetsiz, ışıktan bir okyanus Yalnız sükûtun konuşsun, bir şey söyleme sus İşte nerdeyse olacak sabah gözlerinde Bir okyanus var bu gece siyah gözlerinde
Yokluğundan hazin hazin uçar kuşlar... Sema maviliğini yitirir, güneş söner.... Serenat sessiz kalır, bestekârlar sağır olur... Sen ne olmalısın sevgiden gayri... Sen neyi hak etmelisin fedakârlıktan gayri... Sen bir nefessin, hayatın ta kendisisin... Sadece şiirden ibaretsin, kelimeler mest olur... Sadece harflerden ibaretsin, sözcükler deli olur... Ezgilerden ibaretsin, besteler düşkün olur ruhuna. Bazen aşk saltanatısın, bazen de zehir... Bazen kâinatsın, bazen de mezar... Bazen hayatsın, bazen de ölümsün... Hele o gözlerin, bir billur gibi parlar... Hele o gözlerin, asi bir halk gibi ayaklanır... Hele o gözlerin, hükümdar gibi sözünü geçirir... Sabaha kadar gazel anlatsam o asiye, Mahşer gününe kadar sürüklesem o gözlere, Belki cihan usanır, ben hiç bıkmam.... Sezen Aksu gibi en güzel şarkılar söyleyeyim... Cemal Süreya gibi en romantik şiirleri anlatayım... Neşe Karaböcek narin sesiyle mırıldanayım... Nazım Hikmet sözleriyle sana âşık olayım
Yabancı bu yol ruhuma, kirlidir... Ecnebi bu ağaçlar gözlerime, ölüdür... Niyazım bitmez Allah'a, keremliğine mütemelim... Sararmış yapraklar daralır şu mağduru... Garip garip bakar güller şu hazine... Niyazım bitmez Allah'a, keremliğine mütemelim... Ne kadar tozlu, sisli yolun toprağı... Ne kadar kuvvetli karayel, heybetli tozlarına... Niyazım bitmez Allah'a, keremliğine mütemelim... Bana tuhaf bakan yol, bir zaman azizdi... Günahıma giren yol, bir demde yitikti... Niyazım bitmez Allah'a, keremliğine mütemelim... İnsaf et, aç bana bir yerin... Şad eyle, sığ biraz nefsime... Niyazım bitmez Allah'a, keremliğine mütemelim Şayet bana bir sığınağın yoksa Şayet ellerin bana sarılmazsa Şayet kayıp ruhuma cimri davranırsan... Allah bana hep cömert bir barınaktı...
Şu şevkan saz, muzdarip ruhuma derman Şu derbeder saz, dertli kafama kurtuluş Mey gibi dalgalanır kulağımın kâsesinde... İlk buluşun çalar anılarını saz... Yâr, işit saz iniltisini, sez gönlünde... Yâr, müsait et yaşasın sazım gözlerinde... Yâr, yaşatsın varoluşun aşina nağmelerini... İlk buluşun çalar anılarını saz... Gidişin bedelini, ödeyeyim... Yâr gitme, sana çalayım, Çalsın sazım bakışlarına en narin ezgi... İlk buluşun çalar anılarını saz... Viyana'da ıslak bir kaldırımda, Paris'te kızıl güllerin arasında, Roma'da müziklerin eşliğinde, Uğruna anlatsın gazel sazım alemin önünde... Sana yakışan en çalgı saz, bir de keman... Bakışın değer âlemde tüm gülistan... Bir daha çalayım sana aşkın müziği... İlk buluşun çalar anılarını saz...