Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hükümet vatandaşın haklarını ihlal ederse, halkın isyanı meşru olur, bu durumun ortaya çıkmasıyla halk isyanı en vazgeçilmez görev ve en kutsal haktır.
Turgut da ilginçtir bak! Mehmet Sönmez benim İşçi Partisi'nden arkadaşımdı ve 12 Mart'tan sonra THKP-C 'de ilişki içinde olduğum kişi oydu. Mehmet'le konuşuyorduk; örgüttü, hücreydi, yeraltı direnişiydi falan. . . "Bunun mesela bir şiiri olsa, elden ele dolaştırsak" dedik. Ben Turgut'la randevulaştım ve ona bunu söyleyecek oldum."Örgüt nerede?" diye yapıştı yakama. Ben de "Madem gizli bir iş yapıyorum, bunu ona söyleyemem" diye düşündüm. Konuşmayınca ben, bizimki fena halde sinirlendi, "Örgütü benden nasıl gizlersin ! "diye. . . Bir ara gitti, tabancasıyla geldi. "Bu benim beylik tabancamdır' dedi, "banka falan da soyacaksanız, ne idüğü belirsiz adamlarla bunu yapacağınıza benimle yapın. Nasılsa kimse benden şüphelenmez. . ."
Ne var ki Uyar'ın şiiri "hatırlamaya" başlı başına bir değer atfeden bir şiir değildi. Hatırlama, geçmişe gitme, ancak geleceğe açılmayla birlikte anlam taşımıştı Uyar için, o da sadece şiirin "Mesiyanik" bir devrimcilik anlayışını üstlendiği 1 965-75 döneminde. Yani geçmiş, ancak gelecekle döllendiğinde kurucu bir değer taşıyabilirdi. Gelecek kaybedildiğinde geçmişin de pek bir önemi kalmıyor, hatta rahatsız edici bir yüke, ödenemeyecek bir borca dönüşüyordu.