Ömer Faruk

Binboğanın Modernleşmeyle Güreşi
10/10
·283 syf.·
Beğendi
·
2022 8. kitabı
Yaşar Kemal Binboğalar Efsanesi'nde çoktan kaybedilmiş bir hikayeyi, dağılmaya yüz tutmuş, dönemin hızla değişen şartlarına, modern devlete uyum sağlayamamış, bir yandan da geleneklerinden vazgeçemeyen bir halkın mücadelesini anlatıyor. Fakat bunu öyle kuru kuru değil de bütün öyküleri, halk masallarını, mitleri, ritüelleri yeniden gün yüzüne çıkararak, hatta kimi zaman son bir çırpınış için yeniden inşa ederek icra ediyor. Eski soylu, gösterişli günlere, beylere, obalara, Horosan'a, Türkmenlerin ayak bastığı her yere özlemle, umutla, bıkkınlıkla bir bakış atarak, kıvılcım çakması gibi bir anlığına hatırlayarak biz okuyucuları da bu hüzünlü, çaresiz hikayeye sürüklüyor Yaşar Kemal. Hikaye baştan kaybedilmiştir dedim çünkü kitabın daha en başında, Hıdırellezde, Hızır ve İlyas'ın buluşacağı, iki yıldızın iç içe geçip ışığıyla bütün dünyayı besleyeceği, yaşamın bir anlık durup sonrasında görülmemiş bir bereketle yeniden canlanacağı gecede, obada Haydar Usta dışında herkesin türlü ihtirasların, hırsların, arzuların pençesine düştüğüne tanık oluyoruz. Kimse zor durumda kalmış, başa çıkamayacağı bir yıkıma doğru sürüklenen oba için kendi arzularından vazgeçememektedir. Fakat dinler tarihinden, düşünce tarihinden biliriz ki tam da kriz zamanlarında anlatılar, efsaneler, dinler hayatta kalmak için üyelerinden, cemaatlerinden sonsuz bir inanç veya keskin bir reform talep ederler. Güçlü bir efsanenin koruyup kollayıcılığına yönelik beklentiyi, isteği tam da Kerem çaresizlikten, vicdan azabından kıvranırken gözlemleriz fakat Binboğa tam da yıkımın, yok oluşun hikayesine dönüşecektir. Beklenen, arzulanan eski günler geri getirilemez biçimde kaybedilmiştir. "Binboğa dağı tepeden tırnağa kaynaşıyor, balkıyor, ta göğün yedinci katına kadar yıldız yıldız kaynaşıp savruluyor.
Edebiyat
Binboğalar EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20206,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·256 syf.·
2020 46. kitabı
Fransız akademisyen ve siyasetçi olan Luc Ferry, bu kitapta okurları için batı felsefesine olabildiğince açık bir başlangıç oluşturmaya çalışıyor. Fakat kendisinin de önsöz kısmında değindiği gibi bu açıklığı abartmamaya ve felsefeyi karikatürize etmemeye özen gösteriyor. Ben kendi adıma, yazarın felsefi fikirlerin derinliğini ve zenginliğini korumayı başardığına inanıyorum. Ben yazarla şu video aracılığıyla tanıştım: youtube.com/watch?v=xxETjpa... Öncelikle kitapta her felsefi modeli üç tane ana başlık altında inceliyoruz. Bunlardan ilki "Theoria". Theoria kısmı, hayatımızı çevreleyen dünyayı tanımak ve içinde kendimize bir yer bulmak için bir dünya modeli oluşturduğumuz kısım. Sonra sıra "Etik" modele geliyor. Bu kısımda da yaşamımızı yönlendirirken doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ayırmak ve dolu dolu bir hayat yaşamak için bir model oluşturuyoruz. Son kısım ise "Kurtuluş Doktrini". Bu kısımda da bizi kaygı dolu, tutuk bir yaşama sürükleyen ve içsel çatışmalara sebep olan ölüm korkusundan kurtulmanın yollarını arıyoruz. Ferry, kitaptaki her felsefi modelde bu üç başlık üzerinde duruyor ve bunlar üzerinden modelleri açıklamaya çalışıyor. Fakat kitap 242 sayfa olduğu için tabii ki bütün felsefi modellere değinemiyor. Bunun yerine kendince felsefe tarihinde kırılma noktası olarak gördüğü modeller üzerinde duruyor. 1- Stoacılık 2- Hristiyan Doktrini 3- Hümanizm ve Modern Felsefe 4- Postmodernlik: Nietzsche Örneği 5- Yapısöküm Ertesi Çağdaş Felsefe Eğer siz de benim gibi felsefe alanında ciddi bir bilgi birikimine sahip değilseniz bu kitabı okumanızı öneririm.
Gençler İçin Batı FelsefesiLuc Ferry · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020271 okunma
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
10/10
·112 syf.·
Beğendi
·
2019 17. kitabı
Kitap uzun zamandır kitaplığımda beklemekteydi ve okumak istiyordum fakat bir türlü zaman bulamamıştım. En sonunda elime aldım ve başından kalkamadım kitabın. Daha önce hiç Peyami Safa okumamıştım ve ilk başlarda üslubu farklı gelmişti. Bir çok cümlenin ve anlatılmak istenenin çok daha farklı şekilde de yazılabileceğini fark ettim bu kitap sayesinde. Kitabın baş karakteri uzun zamandan beri dizinden rahatsız olan daha çocuk sayılacak yaşta (15 yaşında ) olmasına rağmen ciddiyeti ve hayata bakışıyla elini öpebileceğimiz bir abimiz. Kitapta birçok anlamını bilmediğim kelime olsa da yazar okuyuculara kitapta geçen çevreyi en ince ayrıntısına kadar hoş bir dille anlatıyor ve bu sayede ortamı hafızamızda canlandırmak kolaylaşıyor. Yazarın üslubu sayesinde oturduğum yerden baş karakterin hastalığından dolayı çekmiş olduğu acıyı neredeyse hissettim diyebilirim(özellikle "Duvarlar" bölümünde) fakat yazarın da dediği gibi büyük bir hastalık geçirmeyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler.
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022120,9bin okunma