bugünün efendierinin de iktidarı aynen bu şekilde, cehennemden gelen parazitik bir simetriyle, yavaş yavaş ve gittikçe daha fazla acıya neden olacak şekilde ele geçirdiklerini, mümkün olabilecek en kesin şekilde biliyordu:
iyiyi ve yüceyi öyle bir hale getirmişlerdi ki, ve salt bu iki kelimenin, "iyi"nin ve "yüce"nin sadece söylenmesi bile, insanın içini utançla doldurmaya, bugün artık iyiden ve yüceden daha tiksinç ve nefret uyandıran bir şey düşünülemeyeceğinden, bunların bir kez söylenmesi bile insanın midesini bulandırmaya ve kusasının gelmesine neden oluyor
yani düşmanlarını, tam olarak yönetmeseler de, artık kendi iktidarlarındaki dünyanın itici bayağılığına yedirmeleri, iyi ve yüce olanı yok etmektense, bunları ele geçirip, lekelemeleri gerektiğini, iyiye ve yüceye inatla "hayır" demektense, en rezil çıkarcılıkla, bunlara "evet" demeleri gerektiğini, destekleyip, koruyup, kollayıp, bu iyi ve yüceyi beslemeleri gerektiğini, bunları ezmek, alay etmek ve hor görmek yerine, tam aksine, kabul ederek ve sahiplenerek bunların içini boşaltıp, tam da karşı duruş ve, direniş imkânına sahip olanın, ışığıyla, insanların hayatına neler katabileceğini gösterebilecek olanın en cerahatli olduğu bir dünya yaratmak için...