Senin sığınma, mutlu ve sıcak bir yuvaya sahip olma özlemini hiçbir kız çocuğu dindiremezdi. Böyle bir yuvayı yetişkin bir insan olarak kendin kuracağın yerde, ebeveynlik görevlerini bize çocuklarına yükledin. Bunları yerine getirmek için sürekli çabaladık. Ama seni hiçbir zaman tatmin edemedik, çünkü aslında hala çocukken yaşamış olduğun ve sonradan inkar etmeye çalıştığın deneyimlerin acısını çekiyordun. Üstelik giderek artan bir şekilde.
Kimileri için unutmak -ya da hatırlamamak- Tanrı'nın insana bir armağanıdır. Çünkü kırılmadık kalp, dökülmedik gözyaşı, çiğnenmedik yasa, bükülmedik boyun kalmadığı halde, hiçbir șey olmamış gibi hayata devam edebilenler, unutanlardan çıkar. Geceleri başlarını yastığa koyar koymaz uyurlar. Unutkanlar, yastık olmadan bile uyurlar.
İnsan bazen bir sokak kedisini, bir salon insanına tercih ediyor. Gerçek bir sarsıntıyı üfürükten travmalara, bedeli ödenmiş kazanımları beleş zaferlere, şık bir küfrü boyalı bir iltifata, kaliteli bir yalnızlığı dekoratif bir kalabalığa, kallavi bir yenilgiyi vasat bir başarıya, acıtan bir gerçeği süslü bir klişeye, zeki bir yabancıyı aptal bir tanıdığa, içten bir isyanı politik bir uzlaşıya, cehennemi arafa, aç kalmayı hatır için yenen çiğ tavuğa tercih ettiği gibi.