Daha ne söylenebilir ki... Bunca yalana, şiddete, küfre, yoksulluğa karşı, kendi kaderimizi insan olmanın haysiyetiyle yeniden yaratacağımız son gün yarın. Nâzım'ın büyük yüreğine inanarak kullanacağız oyumuzu.
Ah bu kadınlar ahhh... Ne çok seviyoruz sevilmeyi, özel olmayı, sevildiğimizi hep hissetmeyi. Bu durum fizik kanunları kadar net ve kesin bir durum ve dünya durdukça biz kadınlar bu isteklerimizden, bu tutkularımizdan hiç vazgeçmeyeceğiz.
Birini affetmeyi çok istemekle "Bunu affedersem kendime olan bütün saygımı kaybederim" hissi arasında sıkışıp kalmak... Başkasını affettiğin için kendine mahcup olmak... Kimseyi sizi bağışladığı için kendine
küsmek zorunda bırakmayın. Kimseyi, 'söylesem ne değişir ki? çaresizliğiyle sessizliğe mahkum etmeyin. Kimseyi umursamıyormuş gibi davranmaya itmeyin.
Çünkü avazı çıktığı kadar canının yandığını haykırmak isterken susmanın insanı nasıl parça parça yok ettiğini bilemezsiniz. Tırnaklarını avuçlarına geçirip güçlüymüş gibi görünmenin, güçlü olmaktan daha zor olduğunu da.
Ne diyorsun Selim Pusat?
- - Doğrudur!
- Bütün olanların ilk sebebi senin kralcı oluşun mudur?
- - Evet!
- Bunu ilk günah diye kabul ediyor musun?
- - Asla!
- Neden?
- - Bütün o muhteşem kralları sen yarattın!