"Karşımdaki adam, mağduriyetime değil, cebimdeki paraya ve bedenimdeki morlukların eksikliğine bakıyordu. 'Neden itmedin?' diye sordu. O an anladım; adalet sadece fiziksel bir kavgayı anlıyordu, ruhun o anki felcini değil. Bir doktorun vücudumda belirgin iz bırakmamasının suçunu örten zekasına duyduğu hayranlık, benim gerçeğimden daha büyüktü. O kapıyı çarptığımda, sadece bir avukatı değil, o köhne ve statü sevdalısı hukuk anlayışını da arkamda bıraktım."