Fatih Başaran

Fatih Başaran
@FatihBasaran
Ege Üniversitesi/İletişim Fakültesi
Bursa
2 Şubat
87 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Fenomen ile logos sözcüklerinin birlikte kullanılmasıyla ortaya çıkan fenomenolojinin formel kavramını şöyle özetlemek mümkün: Kendini göstereni (kendini kendisi gibi göstereni), kendinden hareketle ve açık ettiği şekilde görünür kılmak. Bu da zaten “Şeylerin kendisine!” düsturundan başka bir şey değildir. Dolayısıyla fenomenoloji teoloji ya da biyoloji gibi bir bilim adı değildir. O bir yöntem adıdır. Fenomenoloji var olanların varlığını açığa çıkarmaya çalışır. Bunu da öncelikle ve çoğunlukla kendini apaçık olarak gösteremeyen ve saklayanlarda yapar (keşfedilmemişlik, örtülmüşlük, tebdil). Varlık böyledir mesela. O yüzden de ontoloji, yalnızca fenomenoloji olarak olanaklıdır. Konu bakımından fenomenoloji, var olanın varlığının bilimidir yani ontolojidir.
Sayfa 96·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Eski Yunanca bir sözcük olan logos farklı anlamlarda kullanılmıştır. Logos’un temel anlamı “söz”dür. Bunun yanı sıra akıl, yargı, kavram, tanım, neden ve ilinti olarak da çevrilip yorumlanmaktadır. Ama esas itibariyle logos, söz demektir ve sözü edilenin söz etme sırasında apaçık hale getirilmesi anlamına gelmektedir: Bir şeyleri açığa taşıyıp görünür hâle getirmek demektir. Yani hakkında söz edilenin açığa çıkarmaktadır. Formel anlamda logos, bir synthesis’tir: Bir şeyi bir şeyle birleştirip, onu öyle olarak görünür kılmaktır. Dolayısıyla bir şeylerin doğru ya da yanlış olması, olanak koşulunu buradan almaktadır. Bir şey doğruysa, söz konusu ettiği şeyin üzerini açıyordur. Öte yandan bir şey yanlışsa, söz konusu ettiği şeyin üzerini örtüyordur.
Sayfa 96·Kitabı okudu
Eski Yunanca phainomenon sözcüğünden gelen fenomen kavramı, kendini-kendinde-gösteren demektir. Yani gün ışığında bulunan veya aydınlığa taşınabilenlerdir. Bunlara varolanlar denir. Varolanlar kendilerini varolmadıkları gibi de gösterebilirler. Buna görünüş denir: kendini kendi olmadığı gibi gösterme. Belirti ve tezahürler ise farklı bir yapıya sahiptir: kendini gösterememe. Bu iki modus da ilkinin değişmiş halleridir. Yani görünüş, belirti ve tezahür ancak kendini-göstermeyle mümkün olabilmektedir. Dolayısıyla üçü de “fenomenal”dir. Fenomen yani kendini-kendinde-gösteren, bir şeyin müstesna bir karşılaşma minvalidir. Öte yandan tezahür ise varolanın kendisinde var olan bir atıf veya imleme (bildirme) ilişkisidir. Alelade fenomen kavramı, kendini gösterenleri hep varolanlar olarak ele alır (örneğin Heidegger’e göre Kant “görü formları” ile bunu yapmaktadır). Oysa fenomenolojik anlamdaki fenomenoloji, fenomenin formel olarak idrak edilmesini gerekli kılar.
Ontolojinin görevi, varlığın varolanlardan ayırt edilmesi ve ardından söz konusu varlığın serimlenmesi yani ortaya konulmasıdır. Bu amaç için Varlık ve Zaman’da fenomenolojik yöntem kullanılmaktadır. Bir yöntem olan fenomenoloji, felsefi araştırma ve incelemeye konu olan şeylerin içeriklerini değil, nasıllıklarını nitelendirmektedir. Fenomenoloji bu yüzden “Şeylerin kendisine!” sloganını düstur edinmiştir. Bu, şu demektir: Herhangi bir kurgulamaya, bulguya, kavrama, soruya ve meseleye teslim olmaksızın şeyin kendisine yönelecektir. Dolayısıyla öncelikle fenomenolojik yöntemin ne olduğuna, onun ne demek olduğuna bakılması gerekecektir. Fenomenoloji iki kavramdan meydana gelir: fenomen ve logos.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Varlık ve Zaman’da Heidegger, gayrisahih varolma im­kanını kırıp, Dasein’ın sahih imkan-olarak-varolma niteli­ğini geri kazanabilme minvallerini incelemektedir. Burada Heidegger, zaman ve zamansallık kavramlarına başvur­maktadır. Dasein’ın icra sahasına Heidegger zamansallık demektedir. Buna göre zaman, Dasein’ın varlık anlayışının ufkudur. Heidegger’in ölümle ilgili çözümlemeleri de aynı kapsam içinde burada yer almaktadır. Heidegger, Dasein’ın zamansallığını, “ölüme yönelik varolma” diye ifade etmek­tedir. Zamansal Dasein için ölüm, her daim mümkün olan­dır. Dolayısıyla ölüme gidiş, radikal bir imkan deneyimi olup, burada gelecek, belirli plan ve tasarlarla bulanıklaş­mamış en saf haliyle zamanslaştırmakta yani Dasein zama­nına dahil edilmektedir. Ölüme yönelik varolma ile kaygı (Angst) arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Kaygı, her daim imkan alanının açıklığı içinde bulunuyor olma­yı düşürmektedir. Varlık buluş, korkutucu açıklık içinde zamanın idrak ediş, Dasein’ı zamanlaştırmaktadır. Dolayısıyla Heidegger’in bu zaman anlayışı, belirli bir gerçeklikten ha­reketle kavranan nesnel geçmişliğin tümüyle üstesinden gel­mek demektir. Varlık bulmuşluk (geçmiş) ile varlık bulacak oluş (gelecek) imkan karakterlerini almamak demek, Da­sein’in zaten-biliyor-olmaklık anlamındaki “vicdanı” açığa çıkarması demektir.
Sayfa 86·Kitabı okudu