Ortaçağ’da bireyi biçimlendiren toplumun bütünüdür. Yetişkinlerin dürtü yaşamlarını etkileyen düzenleme ve denetim anlayışı, uygarlık sürecinin daha sonraki aşamalarına göre o dönemde oldukça zayıf olduğundan, yetişkinler ile çocukların davranışları arasındaki fark da azdır.
Ortaçağ görgü kitaplarının gidermek istedikleri alışkanlıklar ve eğilimler bugün çocuklarda görülen eğilimlerin aynısıdır. Yalnız bunlar günümüzde erken yaşlarda giderildiği için, Ortaçağ’da yaygın olan “adaba aykırı” davranışlara bugünkü toplumsal yaşantımızda fazla rastlanmaz.
Bugün de çocuklara masaya konulan bir yiyeceğe hemen saldırmamaları anlatılır, sofrada kaşınmamak, burun, kulak ve göz gibi organlara dokunmamak gerektiği işlenir. Çocuğa dolu ağızla konuşulmaması ya da su içilmemesi, sofrada “yayılmamak” oturulması, dirseklerin masaya dayanmaması gerektiği ve buna benzer şeyler öğretilir. Bu kuralların çoğu Tannhäuser’in “Hofzucht” kitabında da vardır, ancak orada yalnızca çocuklara değil, yetişkinlere de yöneliktir. Yetişkinlerin doğal ihtiyaçlarını karşılayış biçimi göz önüne alındığında, söylenenler daha iyi anlaşılacaktır. Örneklerin gösterdiği gibi, bu ihtiyaçlar o dönemde bugün ancak çocuklara yakıştırabileceğimiz şekilde giderilmektedir. Genellikle ihtiyaç nerede duyulursa orada giderilir. Yetişkinlerin birbirlerinden bekledikleri dürtülerin engelleme derecesi, çocukların edindiklerinden fazla farklı değildir. Yetişkinler ile çocuklar arasındaki mesafe bugünkünden çok daha azdır.