köylüler ve kentliler için Yahudilerin çok farklı bir imajı vardı. Yahudilerin, ülkenin efendilerine ve üreticiyi asıl sömürenlere verdiği hizmet her şeyden önce, yalnızca ekonomik değil, ayrıca koruyucuydu; onlar soyluları halkın öfkesinden ve gazabından korurdu. Hoşnutsuzluk asıl hedefine ulaşmak yerine ara adımda durur ve boşalırdı. Alt sınıflar için, Yahudi düşmandı; bu sınıfların kişi olarak karşılaştığı tek sömürgen oydu. Onların edindiği ilk deneyim Yahudi acımasızlığıydı. Tüm bildikleri, Yahudilerin egemen sınıf olduğuydu. “Toplumda, kendilerine saldıranlarla aynı düşük ve sosyal haklardan yoksun konumda bulunan Yahudilerin üst sınıflara yönelik saldırının hedefi haline gelmeleri”ne şaşmamak gerek. Yahudiler “alt ve ezilen sınıfların saldırısının hedefi haline gelen, bağlantısız gözler önünde bir aracı durumunda” bir kasttı.
Yahudilerin her iki tarafa sınıf savaşına karıştırılması Yahudilerin özellikleriyle kesinlikle ilgisi olmayan ve Yahudi düşmanlığını tek başına açıklamaya yetmeyen bir fenomendir. Yahudilerin sınıf savaşında yer almasını gerçekten özel kılan, birbiriyle karşıt ve çatışan sınıfsal düşmanlıkların nesnesi haline gelmiş olmalarıdır. Karşılıklı bir sınıf savaşı- na kilitlenmiş iki düşman taraf da Yahudi aracılar barikatın karşı tarafında oturuyormuş gibi gördüler. Prizma metaforu ve bundan kaynaklanan prizmatik kategori kavramı bu durumu ‘oynak sınıf’tan daha iyi aktarmaktadır. Yahudiler, kendilerine bakıldığı tarafa bağlı olarak -tüm prizmalar gi- bi- tümüyle farklı görüntüler yansıttılar; bunlardan biri kaba, yontulmamış ve vahşi alt sınıflarındı, diğeri ise zalim ve mağrur üst sınıflarındı.