Günümüz dünya düzeninin şekillenmesinde hiçbir ülke ABD kadar belirleyici bir rol oynamamış ve düzene katılımında bu denli ikircikli davranmamıştır. İzlediği yolun insanlığın kaderini şekillendireceğine inanan Amerika, tarihi boyunca dünya düzeninde paradoksal bir rol oynamıştır: her türlü imparatorluk tasarımını reddederken, Aşikâr Kader adına bir kıtaya yayılmış; herhangi bir ulusal çıkar motivasyonunu inkâr ederken, önemli olaylarda belirleyici bir etki sergilemiş ve güç siyaseti yapma niyetini yalanlarken, bir süper güç olmuştur. Amerika’nın dış siyaseti, yurtiçi ilkelerinin açıkca evrensel, uygulamalarının her zaman mesaj verici ve yurtdışı ilişkilerindeki asıl iddiasının da geleneksel anlamda dış siyaset değil, öteki tüm halkların kopyalamayı arzuladıklarına inandığı değerlerinin yaygınlaştırılması projesi olduğu inancını yansıtmaktadır.