Önce belirsiz biçimde, daha sonra kesin hatlarla ortaya çıkan faktör şuydu: ben o kıskıya, metalin bilimsel özelliklerinden başka hiçbir şeyin dikkate alınmadığı, düşünsel, mantıksal, ussal bir açıdan bakmıştım. John ise ânında, sezgisel bir biçimde tepki göstermişti. Ben bu nesneye, temelinde bulunan saklı biçimlere bakarak yaklaşmıştım. O, o anki görünüşüne dayanarak yaklaşmıştı. Ben kıskının ne anlama geldiğini biliyordum. O ise kıskının ne olduğunu görüyordu. Bunun ayırdına bir şekilde vardım. Bu olayda kıskının ne olduğuna bakarsanız can sıkıcı bir şey görürsünüz. Güzel ve hassas bir makinenin bir hurda tenekeyle onarıldığını düşünmek kimin hoşuna gider?
Çoğu zaman öyle bir acele içindeyizdir ki konuşmaya fırsatımız kalmaz. Sonuç, günden güne sonsuz bir sığlaşma ve kişiyi, zaman geçip gittikten sonra, geçen yıllara şaşmaya ve üzülmeye götüren bir tekdüzeliktir.