Birisinin idealden, gelecekten, felsefeden içten bir şekilde söz ettiğini, emin bir ses tonuyla "biz" dediğini, "diğerleri"ni andığını duymam; kendini onların tercümanı olarak gördüğüne şahit olmam onu kendime düşman görmem için yeterlidir. Onda bir tiran müsveddesi,
aşağı yukarı bir cellat görürüm; tiranlar kadar, büyük cellatlar kadar
nefrete müstahaktır.
Cioran’ın bu pasajı, onun bireysel özgürlük anlayışının ve kolektif yalanlara duyduğu nefretin doruk noktasıdır. Cioran burada, toplumun "karizmatik lider" veya "dava adamı" olarak alkışladığı figürleri, aslında insanlığın en büyük tehditleri olarak ilan eder.
"Birisinin idealden, gelecekten, felsefeden içten bir şekilde söz ettiğini, emin bir ses tonuyla 'biz' dediğini..."
Retoriğin Tehlikesi: Cioran; "ideal", "gelecek" ve "felsefe" gibi kulağa hoş gelen kavramların, aslında bir tahakküm kurma aracı olduğunu söyler.
"Biz" Sözcüğünün Şiddeti: "Biz" demek, bireyin özgünlüğünü çalmak ve onu bir yığının parçası haline getirmektir. Cioran’a göre "biz" diyen kişi, aslında "Ben senin adına karar verdim ve seni bu kalıba soktum," demektedir. Bu "emin ses tonu", şüphenin ve dolayısıyla insanlığın bittiği yerdir.
"...'diğerleri'ni andığını duymam; kendini onların tercümanı olarak gördüğüne şahit olmam onu kendime düşman görmem için yeterlidir."
Ayrıştırma (Dichotomy): Birisi "diğerleri"nden bahsettiği an, dünyayı "biz" ve "onlar" olarak ikiye bölmüş, düşmanlığın temellerini atmış demektir.
Tercümanlık Küstahlığı: Cioran, bir insanın bir başkasının adına konuşma (tercüman olma) iddiasına tahammül edemez. Her ruh tekildir ve tercüme edilemez. Birisi "Halkın sesiyim," veya "Şunların temsilcisiyim," diyorsa, aslında o insanların sessizliğini kendi iktidarı için kullanıyordur.
"Onda bir tiran müsveddesi, aşağı yukarı bir cellat görürüm;"
Potansiyel Diktatörlük: Cioran’a göre bugünün "içtenlikle" konuşan idealisti, yarının tiranıdır. O idealist, eline güç geçtiği an, o çok sevdiği "idealleri" uğruna insanları kurban etmekten çekinmeyecektir.
Zihinsel Cellat: Cellat sadece bedeni öldürür; oysa bu tip "idealistler" insanın zihnini, şüphesini ve yalnızlığını öldürürler. Bu yüzden onlar birer "müsvedde" (henüz tam olmamış ama potansiyel taşıyan) tirandır.
"...tiranlar kadar, büyük cellatlar kadar nefrete müstahaktır."
Ahlaki Eşitlik: Cioran burada çok radikal bir eşitlik kurar. Tarihin gördüğü en büyük katliamcılar ile bugün kürsüde ateşli nutuklar atan o "samimi" adam arasında bir fark yoktur.
Nefretin Nedeni: Birisi size "nasıl yaşamanız gerektiğini", "geleceğin nasıl olacağını" veya "kiminle birlikte yürümeniz gerektiğini" söyleme cüretini gösteriyorsa; o kişi sizin varoluşunuza saldırıyordur. Cioran için bu saldırı, fiziksel bir saldırı kadar ağır bir suçtur.
Cioran'ın Nihai Mesajı
Cioran bize bir "Mesafe ve Yalnızlık" savunması yapar. Ona göre kurtuluş, birinin peşinden gitmekte veya bir grubun "biz"ine dahil olmakta değil; her türlü toplu coşkudan ve "idealist" söylemden kaçmaktadır.
Gerçek erdem, kimsenin adına konuşmamak ve kimsenin kendi adımıza konuşmasına izin vermemektir. Cioran için dünya, ancak herkesin kendi "yalnızlığında" kalmayı başardığı ve "gelecek" gibi soyut masallardan vazgeçtiği zaman bir nebze nefes alınabilir bir yer olacaktır.