Bu bir kaçış, yaşamdan kaçış ve ben bunu ilk kez yapmıyorum. Beni vaktiyle liseye götürdükleri günü anımsıyor musun? Sınıfa ilk girdiğimde tanımadığım altmış oğlan merakla, kibirle, gülerek ve şaşkınlık içinde bana bakınca o zaman da kaçıp eve gitmiştim, bütün gün ağlamış ve okula dönmek istememiştim. Ben bugün hala o günkü çocuğum, aynı aptalca korkularım var ve de sizlerin, beni seven her kesin çılgınca özlemini çekiyorum.
Orada hiç kuşkusuz, soru sormak yüzünden ölüm cezasına çarptırılmak tehlikesi de yoktur. Doğruyu söyleyen orada bizden daha mutlu olduktan başka, ölümsüz de olacaktır.
Ölüm iki şeyden biridir; ya bir hiçlik, büsbütün bilinçsizlik halidir, yahut da herkesin dediği gibi, ruhun bu dünyadan ayrılarak başka bir dünya- ya geçmesidir. Ölüm bir bilinçsizlik, deliksiz ve düşsüz uyuyan bir kimsenin uykusu gibi bir uykuysa, o ne eksiksiz, ne tam bir kazançtır!
En kolay, en soylu yol, başkalarını hiçbir şey yapamayacak hale getirmek değil, kendinizi yüceltmektir. İşte, buradan ayrılmadan önce, beni cezalandıran yargıçlara söyleyeceğim kehanet budur.