“Insanlari her zaman duyumsanmayan hava gibi degerlendirmisti yalnizca, ama simdi bogazi yalnizliktan dugumlendigi için yalan söyleyip aldatsalar da insanlarin ne kadar onemli oldugunu, salt varliklarindan neler aldigini, fark ediyordu. Kalabaliklar içinde onlarca yil yüzmüs ve bu kalabaliklarin onu tasiyip besledigini anlamamisti, ama simdi bir balik gibi yalnizlik sahiline vurmustu, çaresizlik ve sahlanmis acilar içinde çirpiniyordu.
“Ancak rahip gider gitmez , sanki susmanin yükü iki misli agirlikla üzerine çökmüs, yüksek tavani tek basina tasimak ve bastirmakta olan karanligi tek basina kendinden uzaklastirmak zorundaymis gibi hissetmisti kadin.
“O, kimsenin dikkat etmedigi, insandan bile sayilmayan,varligi fark edilmeyen sakat çocugun sesini ilk kez duyuyorduk ama bu çigligi duyanlarin bir daha unutabilceklerini sanmam. Öfke ve isyan yüklü bir çiglikti bu; dünyanin bütün haksizliklarina, bütün zulümlerine karsi atilmis müthis bir çiglik.”