Kara Mustafa Paşa’nın Rus kralına yazdığı tairihi cümleler;
Sizinle Rusya arasında aksolunan musâlahhanın bizi asla tehdîdd edemeyeceğini biliyorsunuz.Mâlumunuz olsun ki,kuvvet ve kudretimiz o derecedir ki,Rus ve Lehistan ittifâkının indimizde hiçbir ehemmiyeti yoktur.Devlet-i Osmâniye üzerine yürüyen kedi ve dokuz keal,sakalımızdan kıl koparamamışlardır.Onların tâc ü tahtlarının şimdi kimlerin elinde bulunduğu tarih,size söyler.Bizim devletimiz,te’sîsinden beri,sûret-i vâhidede bulunmuştur,şimdiye kadar kuvvet ve kudreti mütemadiyen terakkî etmiştir.Daima böyle olacaj ve devletimiz,dünya durdukça duracaktır!
-Kendiliğimden bir şey yapmadım.Her ne yaptımsa sizin re’yinizle icra ettim.Oğlumu saltanata layık görmediniz,razı oldum.Katli icab ettğine hükmettiniz,rıza gösterdim.Zavallı İbrahim acaba kimin bedduasına uğradı da,böyle bir akıbete dûçâr oldu.
…
-Behey devletlû sultanım,dedi;elbet sizin bedduanıza uğramıştır!Sultan İbrahim’in hal’edileceği gün “Allahım,oğlumu dünya mihnetlerinden halâs eyle!” diye dua eden siz değil miydiniz?
Hayat oyununu en büyük ciddiyede oynamağa hazırlandığım bir anda geçmiş yıllar, karşıma dikiliyor ve benden hesabını soruyordu. (…)
“Ömrünü, ömrünü ne yaptın?”
Ve ben bütün uzviyetimde bir yılan gibi gezen bu zehirli sesin tembihi altında yapacağımı unutuyor, anı ve mekanı unutuyor, başta kendim olmak üzere her şeyden, yaşanmış ömrümden, gelecek senelerimden, bütün etrafımdan nefret ediyor, kaçmak, kaybolmak, kurtulmak istiyordum.
Bu yaşadığım hayat, o kadar benim değil ki herhangi bir saatinde birisi gelip de bana “Haydi kalk, sıran geldi, kendi kendin ol!” diye bağırsa sanki böyle bir şey mümkünmüş gibi inanıp koşacağım.