Öncelikle Rus edebiyatından böyle bir kitaba geçince başta ufak bir bocaladım . Çünkü uzun zamandır bu tarz bir kitap okumuyordum, aslında dil o kadar akıcıydı ki bir günde bile okunabilir. Kitaba gelecek olursak, bence yazar çok samimiydi kitabı okurken sanki olaylar yanımda oluyormuş gibiydi. Buram buram Anadolu havasıyla okuyucuyu içine çeken bir kitaptı. Gerçek bir hikaye olması ve Baykurt'un yazmayı ,okumayı, okutmayı, öğrenmeyi çok seven ve öğreten yani kitapları seven bir yazar olması çok güzeldi. Bu yazarın Türk olması da çok kıymetliydi
Kitabın içeriğine gelecek olursak;
Dimitros adında gencin Mustafa Güzelgöz'ün anlatımıyla hikayeyi not alması ile bizi olayları birinci kişi ağzından aktarıyor olması ile başlıyor . Köye bir yenilik getiriyor, millet okusun diye eşeğiyle köy köy gezip çoluk çocuk demeden kadın-erkek demeden tüm köye okuma alışkanlığı veriyor. İnsan okudukça gelişir ve Mustafa Güzelgöz bunu bu kitapta o kadar güzel anlatıyor ki, adeta karanlığa ışık tutması ve bunu en güzel yolla yapması , yoktan var etmesi ve bize aslında imkansız diye bir şeyin olmadığını gösteren muhteşem bir adam.
Bütün önyargıları kırıp herkesi okumaya teşvik ediyor. Okumanın nasıl arttırılması gerektiğini de bize aktarıyor. Kısacası bence herkesin okuması ve aydınlanması gerektiği bir kitap olduğunu düşünüyorum .
Keyifli okumalar dilerim...