Nana'nın zevk aldığı şeylerden biri de aynalı dolabın karşısına geçip soyunmaktı. Aynanın içinde kendisini baştan ayağa kadar, olduğu gibi görebiliyordu. Gömleğine varıncaya kadar çıkarıyor, sonra da çırılçıplak kalarak kendinden geçiyor, aynada uzun uzun bedenini seyrediyordu. Kendi bedenine kendisi de aşıktı sanki; ipek gibi tenine, belinin o çevik, hoş çizgisine bayılıyordu.
Eskiden odasında solmuş olan bir demet çuha çiçeğini düşündü. Bu yüzden az daha ölüyordu. Çuha çiçeği solmaya başladığı zaman, insan kokusunu andıran bir koku çıkarır.
Bu gibi yemeklerin neşeli geçmesi için herkesin böyle akıllı uslu oturmaması gerekirdi. İnsan böyle terbiyeli edepli karın doyuracak olduktan sonra, gidip kibarların toplantılarında yemek yese daha iyi ederdi. İnsanın canı bundan fazla sıkılmazdı.