Fatma

Aslında kimse, onu yaşarken hayatının en mutlu anını yaşadığını bilmez.
Reklam
Onun için aşk, bir insanın uğruna bütün hayatını verebileceği, her şeyi göze alabileceği bir şeydi, evet. Ama hayatta bir kere olurdu ancak.
Dergilerde, televizyonlarda, şarkılarda durmadan aşktan söz edilmesinden hoşlanmasına rağmen bu duygudan her an bahsedilmesini dürüst bulmuyor, aşık olmayan pek çok insanın ilgi çekmek için duygularını abarttığını düşünüyordu.
On üç yaşındayken iyi bir kız olmanın, bu sinsi, sefil ve sakiller kalabalığının ellemelerinden şikayet etmemekle mümkün olacağını düşünmeye başlamıştı.
İstanbul'un sokakları, köprüleri, yokuşları, sinemaları, otobüsleri, kalabalık meydanları ve tenha köşeleri, hayalinde karanlık hayaletler gibi canlanan, ama hiçbirinden özel olarak nefret edemediği bu Sefil Amcalar, Sakil Beyler ve Bıyıklı Bok Komşuların karanlık gölgeleriyle doluydu.
Reklam