Fatma büşra

Yarım asrı deviren işgale rağmen şehirde kalarak direnmeye devam eden Müslüman nüfus ise sadece işgalin acı gerçekliğiyle değil , İslam dünyasının ilgisizliğiylede yüzleşiyor .
Reklam
Günümüzde insan en çok beklentilerinden yara alıyor.
Dengeyi bulabilmek için deneyimi açıklık ve karşılaştıklarımıza merakla yaklaşabilmek gerek. Bu durum bir yönüyle bizi belirsiz olana davet eder. Belirsizliğe açık olabilirsek kesinlik yanılsamasından uzaklaşır, berrak bir zihinde yeni olasılıkları açabiliriz kendimizi. Açık ve berrak bir zihne sahip olmak, bilmiyorum deme cesaretini göstermemizi sağlar.
Zorluk ve badireler, daha önce dikkat etmediğimiz, yanından geçip gittiğimiz kimi şeylerin aslında ne kadar önemli ve dikkate değer olduğunu bize hatırlatır. sıkıntıya tahammül edebildiğimiz kadar hayatın neşesini de ortak oluruz. En derin mutsuzluklarda nice güneşler saklıdır hakikat ve güzellik o insanların da, başka türlü bilemeyeceğimiz bir berraklıkla gözümüze ışıldamaya başlar.
Günümüz teknomedyatik dünyasında kimsesizlik ve ruhu bir yere yaslayamayışın doğurduğu aidiyetsizlik insanları yaşayan ölülere dönüştürüyor. Hayatı bir anlam, varoluş bir neden biçmekte zorlanıyoruz. Anlam ve sahilciliği tüketiciler de sanal ilişkilerde arıyoruz. Her ikisi de ruhun O derin arzusuna cevap vermekten aciz. İnsan benliğinin canavarlaştığı narsisizmin kol gezdiği bir kültür ikliminde benliğe yönelik her tehdit, öz saygımızı düşürebiliyor ve bizi daha da kırılganlaştırıyor.
Reklam