Hayatım bu şekliyle tatminkar değilse onu
ne şekilde değiştirecektim? Hangi ilke doğrultusunda?
Bu noktada hayatımı o zamana kadar hangi ilkelere göre yaşadığımi düşünmeye
başladım. Bunları ortaya çıkarabilirsem ileride neden kaçınmam gerektiğini de anlayabilirdim. O sırada farkında
olmasam da çok önemli bir adımdı bu, çünkü kendimi yapmam gerektiğini düşündüğüm şeyleri yapmaya zorlamak yerine ne yapmakta
olduğumu sorgulamaya başlamıştım. Kendi deneyimlerimin farkında olmaya çalışmak gibi görünüşte basit bir eylemin beni
nerelere götüreceğini hiç bilemezdim.
İlk teşebbüsüm, neleri hedeflediğimi bulmaktı: işinde iyi olmak,insanların hoşuna gitmek, popüler olmak, hiçbir şeyi kaçırmamak,kendinden bekleneni yapmak, insanları yarı yolda bırakmamak,
insanlara yardım etmek, mutlu olmak. Bu konuda düşünmeye başlar başlamaz benim için elde edilmesi en önemli olabilecek
amaca ulaşmamın mümkün olmadığını gördüm, çünkü hayatım bu amaçlardan sadece biri tarafından değil hepsinin plansız bir karışımı tarafından belirleniyordu. Dümensiz, pusulasız sürüklendiğimi,
adetlerin, geleneklerin, modanın etkisiyle oradan oraya savrulduğumu, arkadaşlarımın, ailemin, hemşerilerimin, atalarımın
sorgulamadan kabul ettiğim ilkeleri tarafından yönlendirildiğimi fark ettim. Bunlar insanın hayatı için güvenilir kılavuzlar
mıydı? Öyle olduğunu söylemeyeceğim çünkü etrafımda her yerde eski usüllerin yetersiz kaldığını ve bir kenara bırakıldığını gorüyordum. Bizi savaşa sokmuş bir toplumsal geleneğin buyruklarına
karşı duyduğum güvensizlik bir yana, o toplumsal geleneğin sesi öyle karman çormandı ki benden ne yapmamı, nasıl bir hayat sürmemi istediğini bile anlayamıyordum. İyi de başka ne vardı?
Baska insanlar gibi davranmayacaksam ya da benden beklenenleri yapmayacaksam geriye hangi kılavuz kalıyordu'?