fatma

fatma
@Fatmakdr
ins:anksiyetevedigerhobilerim
Yararlı bir sevgiyle… yakınlarınızı hep artan bir çabayla sevmeyi deneyin. İçinizdeki sevgi çoğaldıkça Tanrı’nın varligini da, ruhun olmezligine de aklınız yatmaya başlar.
Alıntı
Reklam
Çok budalayız. "Hayatını aylaklıkla geçirdi," deriz: "Bugün hiçbir şey yapmadım." Ne? Yaşamadııı mı? Sadece en temel değil aynı zamanda en görkemli meşgalen bu. ''Beni büyük bir işin başına getirseler onlara ne yapacağımı gösterirdim." Hayatını kurmayı ve yürütmeyi başarmışsan dünyadaki en büyük işi yapmışsın demektir. Bir insanın kendini göstermesi,öne çıkması için tabiatın talihe ihtiyacı yoktur; tabiat bütün safhalarda. hem perdenin arkasında hem perdesiz kendini ortaya koyar. Adabına göre yaşamayı becermişsen kitap ardına kitap yazanlardan çok daha fazlasını yapmışsın demektir. Nasıl istirahat edeceğini bilmişsen, şehirler, imparatorluklar fethetmişlerden daha fazlasını başarmışsındır. MONTAIGNE
Hayatı hangi ilkere göre yaşıyoruz ?
Hayatım bu şekliyle tatminkar değilse onu ne şekilde değiştirecektim? Hangi ilke doğrultusunda? Bu noktada hayatımı o zamana kadar hangi ilkelere göre yaşadığımi düşünmeye başladım. Bunları ortaya çıkarabilirsem ileride neden kaçınmam gerektiğini de anlayabilirdim. O sırada farkında olmasam da çok önemli bir adımdı bu, çünkü kendimi yapmam gerektiğini düşündüğüm şeyleri yapmaya zorlamak yerine ne yapmakta olduğumu sorgulamaya başlamıştım. Kendi deneyimlerimin farkında olmaya çalışmak gibi görünüşte basit bir eylemin beni nerelere götüreceğini hiç bilemezdim. İlk teşebbüsüm, neleri hedeflediğimi bulmaktı: işinde iyi olmak,insanların hoşuna gitmek, popüler olmak, hiçbir şeyi kaçırmamak,kendinden bekleneni yapmak, insanları yarı yolda bırakmamak, insanlara yardım etmek, mutlu olmak. Bu konuda düşünmeye başlar başlamaz benim için elde edilmesi en önemli olabilecek amaca ulaşmamın mümkün olmadığını gördüm, çünkü hayatım bu amaçlardan sadece biri tarafından değil hepsinin plansız bir karışımı tarafından belirleniyordu. Dümensiz, pusulasız sürüklendiğimi, adetlerin, geleneklerin, modanın etkisiyle oradan oraya savrulduğumu, arkadaşlarımın, ailemin, hemşerilerimin, atalarımın sorgulamadan kabul ettiğim ilkeleri tarafından yönlendirildiğimi fark ettim. Bunlar insanın hayatı için güvenilir kılavuzlar mıydı? Öyle olduğunu söylemeyeceğim çünkü etrafımda her yerde eski usüllerin yetersiz kaldığını ve bir kenara bırakıldığını gorüyordum. Bizi savaşa sokmuş bir toplumsal geleneğin buyruklarına karşı duyduğum güvensizlik bir yana, o toplumsal geleneğin sesi öyle karman çormandı ki benden ne yapmamı, nasıl bir hayat sürmemi istediğini bile anlayamıyordum. İyi de başka ne vardı? Baska insanlar gibi davranmayacaksam ya da benden beklenenleri yapmayacaksam geriye hangi kılavuz kalıyordu'?
Öğrendim ki asıl kolay olan insanın gerçekten sevdiği şeye gözlerini kapamasıymış, kendi ihtiyaçlarini başkalarından hazırlop kabul etmesiymiş, değerleri Günbegün kalburdan geçirmekten kaçınmasıymış. Son olarak, Kendisinin zanettiğinden çok daha aptal olduğunu anlamaya hazır olmayan kimse bu deneye kalkışmasın.
Kitap Alıntısı
Keşke
Hiç korkmamış olsaydım keşe. Hiçbir korkuyu tatmamış olsaydı bilincim ve bedenim. Korunmaya ve savunmaya gerek duymasaydım. Korkuyu bilmeyen canımın istediği gibi davranıp, korkuyu bilmeyen canımın istediği gibi konuşsaydım. Gerçekten nefes alabilseydim her an. Gerçekten yaşayabilseydim. Ben olsaydım sadece, en doğal halimle. Ger çekte yaşayabilseydim keşke. Öyle uyansaydım her sabah; öyle tat alsaydım, öyle dokumaydım, öyle koklasaydım tüm kok ulan, öyle duysaydım sesleri... Öylece, k endime özgülüğümle ve özgünlüğümle olsaydım bu dünyada, bu rüyada. Kendine özgü, özgün ve özgür . Var olsaydım. Olabilir miyim?
Reklam