Fatma Nur

Fatma Nur
@Fatmanur0845
-“Bir şehri şehir yapan üç şey: Kanalizasyon, hamam, kütüphane.. Kanalizasyon şehrin kirini, hamam bedenin, kitaplar ruhların kirini temizler” ( Fatih Sultan Mehmet)
Öğrenci
Lisans-SDÜ
Ouagadougou
605 okur puanı
Mart 2016 tarihinde katıldı
Önce günahını büyütmeli sonra onu kusursuzca işlemelisin dedi Tanrı. Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bazen tek bir ağaç ya da gün batımı, sizi hayatınızda gördüğünüz bütün ağaçların ve gün batımlarının gücüyle çarpabilir ve buna karşı yapabileceğiniz hiç bir şey yoktur. Hem de hiç. -Syf.177 Zamanı durdurmanın yolları-Matt Haig
Küresel Bir Süreç Olarak Demografik Dönüşüm: Mekânsal Bir Değerlendirme
Klasik anlamda demografik dönüşüm, Avrupa’nın deneyimlediği bir tarihsel olay durumundadır. “Modernleşme Kuramı”na benzer bir biçimde “Demografik Dönüşüm Kuramı” da Avrupa ülkelerinin yaşadığı demografik dönüşüm sürecinin karakteristiklerinden genelleme yaparak öngörüde bulunmaktadır (Rowland, 2006: 16; Weinstein ve Pillai, 2001: 233). Kuram, süreci deneyimlemekte olan ülkelerin/bölgelerin nüfuslarındaki yapısal değişimlerin düzenli bir sıra ve ortak bir gidişat içinde gerçekleşeceğini öngörmektedir (HÜNEE, 2010). “Demografik Dönüşüm Kuramı”na göre tüm toplumlar kaçınılmaz bir biçimde doğurganlık ve ölümlülük hızlarının yüksek olduğu bir durumdan (geleneksel demografik rejim) her ikisinin de düşmüş olduğu yeni bir duruma (modern demografik rejim) doğru dönüşüm yaşayacaklardır (Thompson, 1929; Notestein, 1953; Üner, 1972; Allman, 1980; Türk Sanayicileri ve İş Adamları Derneği-TÜSİAD, 1999; Weeks, 2002; Marshall, 2003; Peters ve Larkin, 2005; Yüksel, 2007; Erdönmez, 2007). Bugün Avrupa (ve etnik-kültürel açıdan düşünüldüğüne ABD ve Kanada) dışında dünyanın geri kalanının hızlıca deneyimlemekte olduğu demografik dönüşüm süreci, gidişatı ve ortaya koyduğu sonuçlar bakımından, benzerliklerle birlikte, Avrupa’nın deneyiminden ve dolayısıyla da klasik izahlardan farklılaşan karakteristikler sergilemektedir. Daha açık bir ifadeyle, 1950’li ve 1960’lı yıllarda özellikle gelişmekte olan ülkelerde dikkat çekici düzeyde ortaya çıkan ısrarcı yüksek doğurganlık, sonrasındaki beklenenden daha hızlı düşüşlerle özelleşerek kendine özgü model yaratmıştır (Reher, 2004; Caldwell, 2006). “Demografik Dönüşüm Kuramı”nın bütün toplumlar için öngördüğü değişim karakteristiklerinde genel bir benzeşme olmakla birlikte, dönüşümün başlangıç zamanı ve dönüşüme neden olan etmenler konusunda
Küresel Bir Süreç Olarak Demografik Dönüşüm: Mekânsal Bir Değerlendirme
Demografik Dönüşüm Kuramı, yüksek doğurganlık ve ölümlülük hızlarının hüküm sürdüğü bir durumdan ölüm hızlarının da düşmüş olduğu ve doğumların bilinçli olarak kontrol edildiği yeni bir duruma geçişi öngörmektedir. ... 1908 ve 1927 yılları arasında dünya çapındaki demografik verileri incelemesiyle Thompson (1929), ülkelerin üç gruba ayrıldığını belirtmiştir: doğum ve ölüm oranlarında hızlı düşüşler yaşayanlar (Kuzey ve Batı Avrupa ülkeleri ve ABD), bu göstergelerde daha az/mutedil düşüşler yaşayanlar (İtalya, İspanya ve Orta Avrupa) ve çalışmanın kapsadığı yıllar itibariyle bu göstergelerde hiç düşüş yaşamayanlar. ... Demografik Dönüşüm Kuramı’nın ilk biçimlendirildiği yıllarda yüksek doğurganlığın yüksek ölümlülüğe cevaben geliştiği düşünülmüş olsa da, ilerleyen yıllarda uzmanlar demografik davranıştaki değişmelerin ekonomik kalkınma ve modernizasyona bağlı olduğunu ortaya koymuşlardır. Düşük doğum ve ölüm hızlarına sahip ülkelerin ekonomik kalkınma bakımından iyi durumda oldukları ve daha az gelişmiş ülkelerin ise yüksek doğum ve ölüm hızlarına sahip oldukları görülmüştür (Caldwell, 2001; Caldwell ve Caldwell, 2001; Casterline, 2001). Demografik Dönüşüm Kuramı’nın uzun yıllara dayalı olarak özellikle Batı Avrupa ülkelerinin doğum ve ölüm hızlarındaki değişimlerin incelenmesiyle geliştirildiği belirtilebilir. ... Kurama göre demografik dönüşüm dört aşamadan oluşmaktadır 3: başlangıç ve bitiş aşamaları ile iki geçiş aşaması (Şekil 1). Thompson (1929), yüksek doğum ve ölüm hızlarından düşük doğum ve ölüm hızlarına doğru geçiş yaşayan ülkelerde geçiş örüntülerinin son derece açık olduğunu ve bu sürecin ekonomik kalkınmayı gösteren değişkenlerdeki (gelişmiş sağlık koşulları, kentleşme, endüstrileşme, teknolojik ilerleme ve değişim, zenginlik vb.) farklılaşmalardan
Küresel Bir Süreç Olarak Demografik Dönüşüm: Mekânsal Bir Değerlendirme
19. Yüzyılın son çeyreğinde Avrupa’da başlayan ve 20. Yüzyılın ortalarında bütün dünyada hızlı bir düşüş eğilimi kazanan ölümlülük hızlarına, yaklaşık 40-50 yıldır, dünya nüfusunun çoğunluğunu etkisi altına alan doğurganlık hızlarındaki düşüşler eşlik etmeye başlamıştır (Bongaarts ve Watkins, 1996; Bloom vd., 2003; Lee ve Reher, 2011). Böylece geçtiğimiz yüzyılda dünya genelinde doğurganlık hızlarında meydana gelen esaslı düşüşler, demografik dönüşümün küresel bir süreç olarak işlediğini anlamamıza imkân tanımaktadır (Caldwell, 2001; Caldwell ve Caldwell, 2001; Reher, 2004).