Son zamanlarda 'Fena bir şey yapmıyorum ya!' der ve kendimi temize çıkarmaya çalışırdım. Fakat hadiseler gösterdi ki, fena olmayışım tesadüf eseriymiş, fırsat düşmemiş, zaruret olmamış. Nitekim hayatın ilk çelmesinde yuvarlanıverdim. Iyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demekmiş. Bende bu fena cevher fazla miktarda mevcutmuş. Belki herkeste var. Fakat insan olan onu söküp atmasını, yahut boğmasını biliyor.. Dokunmadan bırakmak, bir gün başını kaldırmasına meydan vermek olur..
Insanlarin en zayıf tarafları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayülleridir. Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre, işte bu bilmeden inanmak icin çırpınan kalabalıktır.
Sana teşekkür borçluyum evlat.. Bana dünyanın hakikaten suratına tükürülmeye bile değmez olduğunu ve bu dünyada suratına tükürülmeyecek tek bir insan bile bulunmadığını sağlam bir şekilde ispat ettin. Böyle biri mevcut olsa o sen olurdun ve şimdi buraya gelinceye kadar içimde bir şüphe vardı. Şu kâinatta belki bir iyi taraf vardır diyor ve seni düşünüyordum. Beni boş hayallerle avunmaktan, yaptığıma pişman olmaktan kurtardın.