Okyanusun bir gün boğulanları geri vermesi gibi, bu ayna da yansıttıklarını geri verebilseydi burası
kim bilir ne korkunç bir hortlaklar yuvası olurdu!
"Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi;hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık;hem inancın devriydi hem şüpheciliğin;hem Aydınlık hem Karanlık bir mevsimdi;umudun baharı,umutsuzluğun kışıydı;hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu."
Yalnızlığı ne kadar geniş bir alana yayarsan yay, ne kadar uzak bir zamana ertelersen ertele, acısı ve ağırlığı azalmıyor. Çünkü insan, yüreğini göğüs kafesinde yapayalnız taşıyor.
Sonra yazlar bitti. Denizler çekildi. Güneşler battı. Sen o çoğul yalnızlığına döndün, gövdeni herkesin giydikleriyle örterek. Ben, günde üç kez imza verdiğim o uzun sürgünümdeyim, yüreğimi evrak dolaplarına kilitleyerek.