Peyami Safa’yı pek çoğumuz ‘Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’ kitabıyla biliyoruz. ‘Yalnızız’ romanı nasıl olup da bu denli arka planda kalmış şaşırdım doğrusu.
İsminden ve hakkında yazılanlardan, kitabın kasvetli bir içeriğe sahip olduğu kanaati doğmuştu içimde. Biraz isteksiz yaklaştım bu yüzden. Okumaya başlayınca, sıradan gibi görünen bir olay örgüsü içinde son sürat ilerlerken, yazarın roman kahramanı Samim aracılığı ile yaptığı psikolojik tahlillerin olduğu bölümlerde hayli yavaşladım. Zaman zaman, yazarın üstün kabiliyeti büyük geldiyse de derin analizlerinin çok iyi olduğu bir gerçek. Sırf bu analizlerden ibaret bir kitap olsaydı bahsettiğim kasvetli duyguların yaşanacağı da kaçınılmaz diğer bir gerçek.
Romanı okurken yaşadığım diğer birkaç şeyden bahsetmek isterim;
Hamileyim diyerek annesine bir oyun oynuyor genç kız. Annesi ise son derece normalmiş gibi kızının dayısından şüphe ediyor. Epey bir süre de bunu ispatlamak için uğraşıyor. Bu beni çok rahatsız etti. Böyle şeyler memleketimizde olmuyor değil ama geleneksel değerlerini muhafaza eden biri için kabul edilebilir değildi.
Samim karakterinin, kendi kızı olma ihtimali bulunan bir genç kıza duyduğu büyük aşk karşısında da aynı rahatsızlığı duydum. Kitabın derin tahlilleri bu büyük aşktan çıkıyor. Duygular çok büyük, analizler muhteşem. Fakat böylesi bir durumda bunların ne önemi olabilir ki? Ayrıca, bir bakıştan bir gülüşten, on ciltlik roman yazabilecek detaylar yakalayabilen Samim’in, nasıl olup da âşık olduğu kişinin basit bir kadın olduğunu anlayamadığına da şaşırdım.
Roman kahramanlarından Necile hanım’ın evdeki yardımcısı psikolojik sorunlar yaşamaya başlıyor. Bir gün Necile hanımı da kendi halüsilasyonlarına ortak edip korkunç bir akşam geçiriyorlar. Kitabın bu bölümlerinde onların yaşadığı korkuya ben