"Bu dünyada çobansız da, köpeksiz de yaşanabilirmiş. Ama bunu anlamak için her defasıda bu kadar kanlı kurbanlar verecek olursak pek çabuk neslimiz kurur. Bari siz gözünüzü açın da, ilerde başınıza yeniden itler, hele kendilerini kurt sanan palavracı itler musallat olursa, sürüyü canavarlara paralatmadan onları defetmeye bakın!"
1946
Asla..Ne faydası var ki? Dilimiz ayrı, dünyamiz ayrı..Kuzunun kurda yalvarması gibi bir şey olur. Çünkü bana işkence edenler de, birkaç ruh hastası bir yana, bunu sadece zulüm olsun diye, zevk almak için yapmıyorlar..Vazife diye başlamışlar.. Ruhunu ekmek parasına satan her insan gibi yavas yavaş alışmışlar, birer makine haline gelmişler. Bizi onlardan asıl iğrendiren, daha ziyade insanın böyle bir makine haline gelmesi.
O senin bildiğin Çirkince de işte bu hale gelir... Cennet gibi yerler virane oldu diye gavurda keramet, Müslümanda kabahat arama! Eskiden buraların sahipleri burada yaşar, burada işlerdi.
Sen sahipli memleketi sahipsiz eden beylerin yakasına yapış,...
Bizim elimize geçen her yer neden böyle olsun? Burası bizim elimize geçti mi ki? Merak etme, milletin eline bir şey geçmedi; ovalar, dağlar üç beş fırsat düşkününün elinde topland...
"Malımı satmam!' diye inat edenler de en sonunda boyun eğdi.Ne yapsın? Para da, devlet de ağaların elinde. Bunlarla baş olur mu? Patronlar istemedikçe, kimse ağacının meyvesini toplatacak işçi bulamaz.
Niçin hep acı şcyler yazaym? Dostlar, yufka yürekli dostlar bundan hoşlanmıyorlar. Hep kötü, sakat şeyleri mi göreceksin?" diyorlar. "Hep açlardan, çıplaklardan, dertlilerden mi bahsedecek- sin? Geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklardan; bir karış toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldürenlerden; cezaevlerinde rublari kemirile kemirile eriyip gidenlerden; doktor bulamayanlardan; hakkını alamayanlardan başka yazacak şeyler, iyi güzel şeyler kalmadı mı? Niçin yazılarındaki bütin insanların benzi soluk, yüreği kederli? Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok mu?"