Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ne çektiğini o acıları çeken bilir, acıların etkisini ifade edecek sabit hiçbir ölçü yoktur. Bazı erkekler hiçbir șey duymamak için kulaklarını tıkar; baz kadınlar hiçbir șey görmemek için gözlerini yumarlar; ama
bir uçuruma atlar gibi kendilerini acının içine atan yüce ve muhteşem ruhlara da rastlanır. Ümitsizlik söz konusuysa, yapılan her şey sahicidir.
Bu cenaze töreni için sergilenen şatafat
insanların oraya gelmesine neden olmuştu; çünkü Paris'te her şey gösteri demektir, en sahici acılar bile. Annesinin cenazesinin ardından giden bir oğlun nasıl ağladığını
görmek için pencerelere çıkanlar olduğu gibi, bir kellenin nasıl düşürüldüğünü görmek için uygun bir yer kapmak isteyenler de vardır. Dünyadaki hiçbir halkın gözü
bu kadar aç değildir.
Hayata böylesine doyamayan bir adam nasıl oluyordu da kendini felsefe okumaya veriyordu? Yoksa hayata karşı en cok
iştah duyanlar mı seçiyordu felsefeyi? Eğer öyleyse, niçin hayata karşı böylesine aç olan bir adam, ôrneğin mühendislik yerine
çalışma alanı insanın düşünceleri olan felsefeyi seçiyordu?