Bu fakir ülkede , bu iradesiz zayıf ve cahil insanlar arasından ezilmeden hakettiğin gibi yaşayabilmen için kendi işin kendi zenginliğin olmalı ki başını dik tutabilesin. Mimarlığı sakın bırakma oğlum, yazık olur sana. İki de bir sözünü ettiğin o Le Corbusier bak ressam olmak istemiş ama mimarlık ta okumuş.
Sen de biliyorsun ki hiç kimse bu ülkede yaptığı resimlerle geçinemez.Sürünürsün küçümsenirsin aşağılanırsın ve bütün hayatın kompleksler , huzursuzluklar ve alınganlıklarla geçer.Yakışır mı bunlat senin gibi güzel , akıllı içi hayat dolu birine?
El ele tutuşarak yürümek ; mutlu olan ya da mutlu olduklarını bilerek göstermek isteyen aşıkların hareketiydi, oysa ben - biz mutlu olsak bile bunu kabul edebilecek kadar yüzeysel olmaktan korkuyordum.
Şehre çok bayıldığım onu bilinçle yada tutkuyla sevdiğim için filan değil, içgüdüsel olarak yaşadığım yerleri zor terkedebilen, mekan , çevre, ev, mahalle değiştirmekte son derece tembel davranan biri olduğum için. Daha o zamandan her gün aynı kıyafetleri giyip her gün aynı şeyleri yiyip vahşi hayaller kurarak yüzlerce yıl hiç sıkılmadan yaşayabilecek biri olduğumu keşfetmeye başlamıştım.