“İnsanoğlu için aç gözlü denmiştir her zaman. Elindekiyle yetinmeyip hep daha fazlasını istediği söylenir. Bunlar küçümseme dolu, eleştiri niteliğinde söylenmiş sözlerdir. Oysa istemek insanın en büyük yeteneklerinden biridir ve onu, bulduğuyla yetinen hayvan türlerinden üstün kılar.”
Daha insan daha deli kalmalıyım. Daha az, daha çok yazmalıyım. Üstüme dar gelen giysiyi söküp, koltukaltlarına kopçalı iğneler takmalıyım. Tükenmez kalemlerin tükenen içlerini değiştirip, güzelim defterlere kıymalıyım. Sadece naylon poşetlerden korkuyorum. Naylon suratlı adamlardan, bayat ekmek gibi kokan ama hiç eskimeyen yüzlerden. Jakuzili hayat çiplerinden korkuyorum.Yaşı yirmi ruhu yetmiş olanlardan korkuyorum.
Onlar ne sağcı, ne solcu, ne ülkücü, ne sanatçı, ne de...., ne de. Yanlışlıkla bir şey olmuşlar. Ayaklarının kokusunda bile bu şey var. Sıradanlık, ödleklik, kötülük mayasıyla doldurulmuş topluluklar. Onlar için komik bi duyguyu ifade etmek bile çok zor. Önlerinde ne varsa onla savaşıyorlar. Seçmiyorlar, düşünmüyorlar, elemiyorlar, sevmiyorlar, görmüyorlar. Sadece yalan ve yavan olanı estetize ediyorlar. Temkinli hayaller kuruyorlar. Buna gerçekçilik ismini takmışlar. Ama rengi bozuk bi sürahi kadar gerçekler. Varlığı dışında hiç bi anlam taşımayan boş vitrin sürahileri..