" Grace kocasıyla geçen on beş yıldan sonra kocasının ayrılmaya karar vermesiyle ikisi de yaşadığı kasabaya geri dönmeye karar verirler. Kocasını hâlâ çok sevdiği için hep kocasının onu sevmesi için dua eder ve bekler. Kasabada öğrendiği gerçeklerle daha çok dibe batmaya başlar. Onu tekrar ayağa kaldıran ve her koşulda destek olan kişi ise kasabanın yüz karası Jackson Emery'den başkası değildir. "
| Yazarın okuduğum ikinci kitabı oldu ve daha okumaya başlamadan beklentim çok yüksekti çünkü ilk okudum kitabına bayılmıştım. Bu ondan daha güzeldi beklentimi mükemmel karşıladı. Bu ayın favorisi benim için Yüz Karası.
İki karakterin hem Grace hem Jackson'ın ağzından okumak çok güzel ve keyifliydi. Grace'ın en başlarda gösterdiği pasif, yalnız ve ne yapacağını bilemeyen ruh halinden nasıl çıkacağını çok merak ediyordum. Öğrendiği ağır gerçeklerden sonra bile öyle bir ayağa kalkıyor ki gurur duydum. Kendini keşfetmeye çalışması beni duygulandırdı :( Hakkında konuşulan iğrenç dedikodular ve annesinin kendisine yüklenmesine rağmen çok iyi başa çıkıyor. Jackson'ın karakterini, aile bağını ve babasını ne olursa olsun bırakmaması çok güzeldi. Grace ile karşılaştıktan sonra birbirlerine zıt olmalarına rağmen yapbozun parçaları çok uyumlu bir şekilde birleşiyor. İkisini okumak çok zevkli keşke daha fazla okuyabilseydim. Okurken asla bıkmadım sayfaları çevirirken hiç bitsin istemedim. Bu kitap bana çok iyi geldi umarım siz de severek okursunuz.
5/5