Kendisi düşünsel anlamda ahlakçıydı ve etrafındakilerin tuhaf bir ekonomik, metafizik, duygusal ve taklitçi karışımdan oluşan döküntü ahlaki yaklaşımları, basmakalıp laflardan ibaret kendini beğenmişliklerden çok daha sıkıntı veriyordu ona.
Attar'a göre, "Tevekkül, geçmişe üzülmemek ve geleceğe göz dikmemek suretiyle bekleyiş bulanıklığından vakti arındırmaktır." Bu durum bir nevi "beklentisiz bekleyiş" manâsına gelir ki, herhangi bir beklenti içerisinde olmayan bekleyiş, beklemek değil eylemdir.