Olmuş (bitmiş) bir olguyu kavrayıp anılarımız arasına yazmamız için, entropiyi (her şeyin düzensizliğe, kaosa evrilme eğilimini) en azından zihinsel olarak tersine çevirmemiz; onu yeniden kurmamız gerekir.
...kendi dışımızdaki öznelerin varlığını (...) imgesel/muhayyel düzeyde kabullenebildiğimizde, kendimize dışarıdan bakabilecek bir konumu da kabullenmiş oluruz. Bu da 'kendi üzerine düşünebilmenin (self-reflexivity) olmazsa olmaz koşuludur.
Çünkü kodlanmış ve ulaşılması belirli kurallara ve bir hiyerarşiye bağlanmış olan bilgi de, ister istemez bir iktidar aracıdır; aynı zamanda da bir geçim kaynağı.
Yoksa, BK tarihinde yüzlerce, binlerce örneği bulunan "başka türle karşılaşma" öykülerinin ne anlamı olabilirdi ki? Yabancı, uzaylı bir ırk gelip dünyayı fethetmeye kalkar. Ya da tam tersine, insanlar gidip onların gezegenlerini fethetmeye çalışır. Bunun bir sömürgecilik/emperyalizm metaforu olduğunu keşfetmek kolaydır. BK yazarı kendi ideolojik konumuna bağlı olarak, bu durum hakkında radikal, liberal, hatta anarşist bir yorum yapabilir.