Savaş, ülkede iyi ve kötü etkiler bıraktı. Birliği kurtardı ve ona "tahrip edilemez" bir karakter verdi, fakat bu kızgın kazandan çıkan Birlik, Cumhuriyeti kuranların meydana getirdikleri Birlik değildi. Kölelik ebediyen kaldırılmış, fakat azat edilenlerin veya onların içinde yaşayacağı toplumun ve ekonominin iyiliğini ve geleceğini düşünmeksizin, bu iş oldukça zor ve şiddetle başarılmıştı. Güney'de bir aristokratik oligarşi devrilmişti, fakat artık bu sınıfın o kadar büyük ölçüde elinde topladığı hükümetin sorumluluklarını üzerine alacak başka bir sınıf yoktu. Güney, bir kuşak boyunca doğal liderlerinden mahrum bırakılmıştı.
James Russel Lowell'ın yazdığı gibi, "Sanki onun ölümüyle hayatlarımdan sevgili bir varlık ayrılmış ve onları soğuk ve karanlık bir alemde bırakmış gibi gözleriyle görmedikleri birisinin ölümü için asla o şaşırtıcı sabahki kadar çok insan gözyaşı dökmemiştir. O gün birbirine yabancı insanlar karşılaştıkları zaman, bakışlarındaki o sessiz anlayış kadar hiçbir ağıt
daha veciz ve anlamlı olmamıştır. Onlar ortaklaşa, ulusça bir yakınlarını kaybetmişlerdi."
Birkaç bin kişinin ölümü ve paramparça olmasına artık küçük bir iş, bir sabah saldırısı gibi bir şey gözüyle bakar oldum. Çok muhtemeldir ki, kalbimiz çok katılaştı ." General T. Sherman, 30 Haziran 1864'te kardeşine işte böyle yazıyordu.
Milis askerlerinden birinin yazdığına göre, "Vahşi düşmanlara mensup olsalar bile yaralı ve dayanılmaz acılar içinde kıvranan küçük çocukları izlemek korkunç bir şeydi".