İdeal toplumun her bireyin kendisi olarak var olmasına izin verirken aynı zamanda o toplumun bir parçası olarak da barınabilmesine müsait yapıda olan toplum olduğunu, kimsenin bireyselleşmeden sağlıklı sosyalleşemeyeceğini uzun uzun anlattım.
Bir erkekle bir kafede oturdu diye kızının başını mermerlere vurarak döven baba, henüz ortaokul ikinci sınıfa giden kızı okuldan almış ve senelerce evden çıkarmamış.
"Anne-baba saygısı" kavramı bir insan için ne kadar kutsal yahut önemli bir hale gelmişse, o kişinin Öteki'ne ve genel olarak bireylere, başkalarına o kadar saygısız olma hakkını kendinde görmesi ilginç bir tesadüf değildir.
İnsana zarar veren, onu hasta yapan geçirdiği üzücü olaylar değil, bu olaylar sırasında çektiği acıdan bahsedememesi, onu dile getirememesi, öfke, hiddet, üzüntü, çaresizlik gibi duyguları göstermesinin ve yaşanmasının yasak olması karşısında duyduğu ümitsizliktir.