Başkaları, çocuğu, anne-babanın tanıttığı şekliyle görür. Daha önemlisi, çocuk da kendisini anne-babasının onu gördüğü şekilde görür. Terapi çoğu kez, kendimiz hakkındaki olumsuz his ve düşüncelerin aslında anne-babamızın bizim hakkımızdaki olumsuz his ve düşünceleri olduğunu keşfetmektir; bu keşif, görünmez prangalarımızı çıkarmamıza yardımcı olur.
Biz çocuğumuza kendisinin değerli olduğunu hissettirdiğimiz takdirde, çocuk üniversite sınavını kazanamasa, iyi bir iş bulamasa, çok para kazanamasa da bunlardan "benliğinin yaralandığını" hissedecek kadar mutsuz olmayacağını, ama öz-değer hissi geliştiremediğimiz bir çocuğun ne kadar güzel, çekici, başarılı olursa olsun kendisini çirkin, kötü, başarısız hissedeceğini örnek vermiştim.
"Kızlarınıza karate öğretin!" gibi söylemlere kulak asmayın. Çocuk isterse, tabii ki karate öğrensin; ama çocuğun ezilmesine neden olan, çoğu zaman, bize öğretildiği gibi fiziksel zayıflığı değildir. Çocuk karate şampiyonu olsa bile, kendisine başkalarının davranışlarının, sözlerinin pasif alıcısı olması öğretilmişse-ki okulda, evde, her yerde bu öğretiliyor-, taciz karşısında sessiz ve edilgen kalır.