"Kızlarınıza karate öğretin!" gibi söylemlere kulak asmayın. Çocuk isterse, tabii ki karate öğrensin; ama çocuğun ezilmesine neden olan, çoğu zaman, bize öğretildiği gibi fiziksel zayıflığı değildir. Çocuk karate şampiyonu olsa bile, kendisine başkalarının davranışlarının, sözlerinin pasif alıcısı olması öğretilmişse-ki okulda, evde, her yerde bu öğretiliyor-, taciz karşısında sessiz ve edilgen kalır.
Ölüm dürtüsü, gerçek anlamda ölümü değil, simgesel düzlemde ölümü tanımlar. Simgesel düzeni reddettikten sonra da özne varlığını sürdürür. Simgesel evreni reddettikten sonra hayata geri dönen özne, yeniden dünyaya gelmiş olur. Fakat artık simgesel düzenin bir parçası olan özne değildir. Bununla birlikte özne simgesel düzenden tamamen de kaçmaz; ama ölümsüz olma dürtüsünü tatmin etmek için simgesel düzeni yeniden yaratır. Başta da dediğim gibi ölüm dürtüsü devam etme saplantısıdır, ölümün kendisi değildir. Diğer bir deyişle ölüm dürtüsü, yaşamın sona ermesi değil, devam etmesidir.
Bruce Fink
Boş yere "Çocuklar zayıf, masum, korunmasız yaratıklar. Çocukları incitmeyin!" gibi söylemlerde bulunmayın, bu söylemlerde pankartlar açmayın. Bunun yerine, çocuğunuzu zayıf değil, eleştirel düşünebilen, iradesi güçlü, özgür iradesiyle karar alabilen ve uygulayabilen, karşı çıkabilen, kendisini ifade edebilen, düşünce ve hisleriyle bağ kurabilen, kendisiyle, anne babasıyla, dünyayla gerçek anlamda iletişim kurabilen bağımsız bir birey haline getirmeye çalışın.